Arles köyüne vardığımızda bizi çok hoş bir sürpriz karşıladı. Birden bire karşımıza adeta 1400’lerden kalma kıyafetleriyle bir grup insan çıkıverdi. Arabayı hemen en yakın otoparka çekip, kendimizi bu harika kente attık . Bizi ilk karşılayan üzeri tığ işi örgüleriyle kaplanmış yüce çınarlar oldu. Şimdiden bu eski kent Arles’ı çok seveceğimizi anladık.

İlerledikçe tüm yollarda geleneksel kıyafetleriyle dolaşan insanlar bizi selamlayıp durdular. Adeta bir film karesinin içinde gibiydik. Sonradan anladık ki, tiyatro festivali varmış ve arenada bir gösteri yapılacakmış. Gösteriye kadar yeteri kadar vaktimiz olduğundan, öncelikle Arles’ı gezmek istedik.

Bölgedeki eski kentlerin en büyüleyicilerinden biri olan Arles, Yunanlı tüccarlar tarafından kurulduysa da, çok geçmeden Ceasar’ın ve diğerlerinin beğenisi kazanıp Roma Imparatorluğu’nun ana kentlerinden biri olarak gelişmiş. Dönemin bir çok kenti gibi, küçük bir Roma modeli olarak inşa edilmiş. Yitik bir imparatorluğun kutsal emanetleri, 4 yy. Tarihli imparatorluk sarayından kalanlar, bir Roma meydanının kalıntıları ve gladyatör dövüşlerine sahne olan bir arenayla beraber, dar sokaklara dağılmış.

Arenanın etrafındaki mağazalardan kumaş ve masa örtüsü alıp, Place du Forum’da Cafe la Nuit civarındaki kafelerden birine oturup biraz keyif yaptık.

Akşamüstü saat beş civarı ise tiyatro festivalini izlemek üzere arenaya girdik.

Arles Gezilecek yerler:

Les Arenes – Provans’ta en heybetli Roma donemi kalıtlarından biri olan arena. Giriş : 6 eur
Les Alyscamps – Mermer lahitlerle süslenmiş bulvar, kentin yüksek mevki sahibi sakinlerinin gömüldüğü Roma mezarlığının yerini belirtir. Efsanalerden birine göre Isa burada görünmüştür.
Giriş: 3,50 eur

Mısır Dikilitaşi – Dört yanında oyma yüzler olan bu dikilitaş, Imparator Augustus döneminde Mısır’ı işgal eden Roma’nın ganimetlerinden biriydi.

Abbaye de Montmajour – Benedikten keşişleri tarafından 10. Yy.’da kurulmuş bir manastırdır. Bulunduğu tepe halen Ararat Dağı olarak tanımlanmaktadır.
Musee de la Lavande, Le Coustellet – Lavantanın tarladan damıtma tesislerine uzanan öyküsünü anlatıyor. Giriş ücretli

CEVAP VER