İzlanda, çok uzun yıllardır gitmeyi hayal ettiğim ülkelerden biriydi. Önceki yazımda da belirttiğim gibi, küçücük ve yalnız bir ada gibi gözükse de kendine has o kadar çok özelliği var ki ne okumakla, ne de yazmakla bitiremedim. Detay detay yazmaya başlamadan önce işte size ada hakkında kısa kısa bazı bilgiler….

  • Adada, yaz kış demeden esen bir rüzgar var. Özellikle kış aylarında saatte 200km’yi geçen hızla esen rüzgar yaşamı adeta donduruyor. Ben de bunun sadece filmlerde olduğunu sanırken 180 km hızla esen bir rüzgar ile uçtum. Bu konuda dikkatli olmak lazım. 
  • İzlanda, dünyanın hiç bir yerinde olmayan plajlar ile ünlü. Volkanik yapısı yüzünden sürekli püsküren lavlar, simsiyah plajların oluşmasına sebep olmuş.
  • İzlanda Avrupa’nın en pahalı ülkelerinden biri. Kişi başına milli gelirin en yüksek olsa da coğrafya şartları yüzünden tarım yok. Bu yüzden pek çok gıda maddesi ithal geliyor. Yine coğrafya şartları yüzünden bu ithalat da oldukça pahalıya mal oluyor alalılara… Dolayısıyla aylık ortalama gelirleri Avrupa standartlarının çok üstünde olmasına rağmen yaşamın çok pahalı olması sebebiyle bu fark kapanıyor. Mesela bir ekmek 25TL, bir küçük şişe su 10TL civarında… 
  • Bugüne kadar ölçülen en düşük sıcaklık -39, en yüksek sıcaklık 29 derece. Ortalama sıcaklık kışın -1, yazın ise 11 derece. Haziran ayında güneş 18 gün boyunca hiç batmadan ufuk hattının üstünde yer alıyor.
  •  Björk,Sigur Rosve Mikla,İzlanda müziğini dünyaya açtı. Reykjavik Avrupa’nın en hareketli müzik pazarlarından biri ama burada bile fırsatlar sınırlı. Çok az kişi müzikle geçimini sağlayabiliyor. Müzisyenlerin hepsi müzik yapmadıkları zamanlarda tam zamanlı olarak başka işlerde çalışıyor, öğretmen gibi, doktor gibi… Şarkıları İngilizce söylemeleri gerekli. Kendi dillerinde olduğunda insanlar bunu anlayamıyor. Buna rağmen İzlandalılara göre İngilizce söylemek demek geleneklerden kopmak demek. Bu yüzden iş hayatında dış dünya ile bağlantı kurma dili İngilizce olabilir ama mesaj daima İzlanda’ya özgü. Şarkılarda burada bilindik bir söz var: ‘Her şey hallolur sadece dal ve bir şeyler yap!’
  • Pek çok İzlandalı iki dilli. İngilizce burada resmi olmayan iş dili fakat sanat dili daima İzlandaca olmuş. Yıllarca gözden uzak kalarak kendi kültürlerini oluşturmuşlar. Değişim karşısında uyum sağlama yeteneği edinmiş olsalarda onlar için kültürleri çok değerli. Ülkenin resmi dili İzlandaca olmakla beraber ülkede İngilizce, Almanca, Danimarkaca ve Nord lehçeleri de konuşulmakta. İzlandaca neredeyse bin yıldır hiç değişime uğramamış ve kültürünü korumuş. Bu da demek oluyor ki bugün bir İzlanda vatandaşı 1000 yıl önceki bir tarihi yazıyı okuyabiliyor.
  • Adada hiç sivrisinek yok hatta yaşamını sürdürebileceği bilinen birkaç tane böcek türü var. Geçen yüzyıllarda Grönland ile arasındaki denizin kışın donması ile bölgeye, vahşi tavşan, fare, bizon ve kutup ayısı gibi hayvanlar yerleşmiş. 
  • İzlanda’nın en büyük problemi bazı geceler sadece bir saat yağan kar bile ertesi sabah otoyolların donmasına sebep oluyor. Bu yüzden İzlandalılar asfaltın altına ısıtma sistemleri döşeyerek yolları ısıtmak gibi bir yöntem bulmuşlar. Döşenen yol kaloriferleri hem arabalar, hem de yayalar için kolaylık sağlıyor. Isıtmak için kullanılan enerji de volkanik enerjiden kaynaklandığı için herhangi bir masraf gerektirmiyor. 
  • Bazen kar fırtınası olduğu zamanlarda insanlar bir hafta boyunca evde mahsur kalabilirler. Bu yüzden İzlanda’da insanların evlerinde daima yiyecek stokları bulunuyor. 
  • İzlanda’da yaşam süresi 83 yıl yani dünya ortalamasının yaklaşık on sene daha yukarısında. 
  • İzlanda tarihi boyunca tek bir savaş yaşamış. Gerçek bir savaş dahi sayılmaz aslında… Soğuk savaş İngiltere ile aralarında gerçekleşmiş ve savaşın nedeni İngiltere ile İzlanda arasında bulunan bazı balık tutma bölgeleri idi.  Savaşın galibi ise İzlanda olmuş.
  • İzlanda’daki polisler silah taşımıyor. Hatta tüm tarih boyunca İzlanda polisi sadece bir kişiyi vurmuş. Dünyanın en düşük suç oranına sahip olan üçüncü ülkesi. İzlanda’da hapiste olanların sayısı sadece 124. Ülke o kadar güvenli ki parlamento binası ve başbakanın evinin önünde dahi güvenlik yok.
  • İzlanda halkının ufku o kadar açık ki, 2010 yılından 2014 yılına kadar başkanlık yapan Jon Gnarr, başkan olmadan önce komedyenlik yapıyormuş. Bir punk grubunda müzisyenlik yap de yapmış. Eşcinsellere destek olmak için kadın kılığına girip yürümüş. ‘İzlanda Hayali’ ve ‘Benim gibi Biri’ filmleri ile ünlenen Gnarr’a çocukluğunda disleksi ve hipekaktivite bozukluğu teşhisi konulmuş.
  • Bununla beraber İzlanda dünyanın eşcinsel başbakanına sahip ilk ülkesi. Johanna Sigurdardottir, 12 Haziran 2010 yılında eşcinsel evliliklerin İzlanda’da yasal hale gelmesinden sonra  uzun yıllardır birlikte yaşadığı Jonina Leosdottir ile evlenmiş ve böylece ilk Avrupa’daki ilk eşcinsel başbakan olmuş.
  • 2010’dan itibaren eşcinsel evliliğin yasal hale geldiği İzlanda, Uluslararası Saydamlık Enstitüsü (Transparency International) 2006 yılı Yolsuzluk Raporu’na göre en az yolsuzluk olan ve dünyanın en düşük suç oranına sahip ülke.
  • İzlanda’da insanların özel bir soyadları bulunmamakta. Babalarının isminin sonuna bir ek alıyorlar. Eğer bebeğin cinsiyeti kız ise babasının ismine ‘dottir’, eğer bebek erkek ise babasının ismine ‘son’ eki alıyor. Ayrıca kadınlar evlendikleri zaman soy isimleri değişmiyor. 
  • İzlanda’da soyadı olmadığı için akraba evliliği ihtimali yüksek. Yazılımcılar İzlanda’da bunu önlemek için bazı yazılımlar geliştirmişler. Bu uygulamalardan biri ‘Kissing Cousin’. Uygulama sayesinde İzlandalılar, çıkacakları kişinin akraba olup olmadığını soy ağacından kontrol edebiliyor. Ne de olsa 350 000 kişinin yaşadığı bir adada akraba olma ihtimali çok yüksek. 
  • İzlanda Norveçliler tarafından keşfedilmiş bir ada ülkesi. Buraya gelenler Vikingler, İzlanda halkı Viking kökenli bir halk. 
  • Dünyanın ilk demokratik parlamentosu ‘Althing’ burada, 930 yılında Vikingler tarafından kurulmuş. 
  • Ülke 20 yüzyılın başlarına kadar Norveç ve Danimarka’nın egemenliği altındaymış. 1904 yılında özerk bir yapıdan oluşan ada, 1944 yılına gelindiğinde tam bağımsızlığını ilan etmiş.
  • İzlanda’da Ne Yenir? sorusunun cevabı pek kolay değil. Adanın zorlu şartları, onları ne bulurlarsa yemeye yönlendirmiş. Bu yüzden ünlü şef Anthony Bourdain’in dediği gibi İzlanda yemeklerini bir turistin yemesi çok zor. Fermente edilmiş yani çürümüş köpekbalığı, kafatasında pişen peynir gibi oldukça kötü kokulu yemekleri var. Bunun dışında koyun kafası, kurutulmuş balık eti, kurutulmuş kafatasının içinde yapılan peynir, hayvan testisleri de ağırlıklı olarak tüketilen yiyecekler arasında. Ben meraktan bir balık çorbası içtim ve bütün gece midem ağrıdı.
  • 1989 senesine kadar ülkede bira satışı yasaktı. Şimdilerde bu yasak kalkmış olsa da topluma açık alanlarda hala alkol tüketmek yasak. 
  • Ada halkının % 95.6’sı Hristiyanlığın Evangelist mezhebine bağlı.
  • Adada McDonald’s, Burger King, Starbucks gibi yerler yok. Son McDonald’s 2009’da yaşanan ekonomik kriz ve yerel hamburger restoranlarının daha çok tercih edilmesi nedeni ile kapanmış. kapanma sebeplerinden birinin de bu zincirlerin İzlanda’ya ihraç yapmalarının aşırı maliyetli olduğu düşünülmekte.
  • İzlanda haftalık 44 buçuk saatlik çalışma süresi ile Avrupa’nın en çok çalışma saatlerine sahip olan ülkesi. 2008’de yaşanan banka krizlerinden kaynaklarından ekonomik krizde Avrupa’nın her ülkesi zarar gördü ancak krizden kendini kurtarıp ekonomisini büyütmeyi başaran tek ülke İzlanda olmuş.
  • 2017 verilerine göre Avrupa’nın en yüksek istihdam verileri İzlanda’ya ait. işsizlik oranı yüzde 2.9! Bunun sebebi devletin üniversiteye kadar ücretsiz ve yüksek şartlarda okuma imkanı vermesi. Ayrıca ülkede üniversiteye giriş sınavı diye bir şey yok. Kitap okuma ve yazma oranı en yüksek ülke İzlanda. Hatta yazma oranı o kadar o kadar yüksek ki her on kişiden birisi kitap yazarı. 
  • İzlanda kültürünün en önemli parçası olan İzlanda dili. Saga adını verdikleri İzlanda destanları kan davaları, şiddet masalları, gelenekler, aile ve kahramanlarını anlatıyor ve İzlanda halkı hala bu destanları okuyor. 
  • İzlanda volkanik bir ada olduğu için buranın insanları bu durumu çok iyi kullanıyorlar. En ünlüsü Blue Lagoon olan ve ülkenin her tarafında yer alan sıcak kaplıcalar bir turizm merkezi. 
Blue Lagoon’da paketin içinde bir maske ve bir içecek var.
  • İzlanda aynı zamanda dünyanın gayzer merkezi olarak bilinmekte. Bu gayzerler, 120 dereceye kadar çıkan sıcak suyu 70 metreye kadar havaya atabilmekteler. Aynı zamanda ülkenin her bir yanında, herkes tarafından bilinmeyen, keşfedilmemiş pek çok sıcak göl de bulunuyor.
  • Kuzey ışıklarının en yaygın görüldüğü zaman Eylül ve Mart ayları arasında. Bununla beraber Eylül ayının diğer avantajı yaz sonuna göre otel fiyatları daha uygun. 
  • Adına ‘Ring Road’ dedikleri ve ülkenin çevresinde 7 ile 10 gün arasında süren tur adeta ülkenin bir güzellik özeti olarak düşünülebilir.
  • Golden Road ise, Reykjavik’ten başlayan ve bir günde yapılabilecek, ülkenin adeta özeti niteliğindeki küçük bir rota.
  • Gayzer ve kaplıcaların yanı sıra ülkenin görülmesi gereken bir diğer özelliği de Şelaleleri. İzlanda’da 10.000 tane şelale bulunuyor. Saniyede 500 metreküp su debisine sahip 45 metre yüksekliğindeki Dettifoss Şelalesi ise Avrupa’daki tüm şelalelerin en büyüğü ve en şiddetlisi.
Gulfoss şelalesi, Golden Circle rotasında…
  • İzlanda’da bazi yerlerde yaya geçidi işaretleri üç boyutlu. Hem eğlenceli, hem de dikkat çekici yaya geçitleri ile sürücüler bu geçitleri gerçek algılayıp daha dikkatli davranıyorlar, yayalar da havada yürüyor hissine kapılıyorlar.
  • İzlandalılar elflerin gerçek olduğuna inanıyorlar. Hatta trollerin ve diğer gizli yaratıkların gerçekten var olduğuna inanıyorlar. Gökyüzünde gökkuşağı gördüklerinde bunu elflerin yaptığına inanıyorlar. Eski bir İzlandalı milletvekili, bir trafik kazasında kendisini ve ailesini elflerin kurtardığını anlatıyor ve böyle bir olayın yaşandığına dair yemin ediyor. İzlanda da yapılacak olan herhangi bir yol, eğer gizli güçlerin yaşadığına inanılan bölgeden geçiyorsa yol yapımı iptal ediliyor veya yeri değişiyor.
  • İzlanda’da birine mektup göndereceksiniz o mektubun üzerine adres yazmasanız bile gitme şansı var. Zarfın üzerine detaylı bir kroki çizdiğinizde sadece isim yazarsanız mektup sahibine ulaşıyor.
  • İzlandalı gençler tüm gezegeni kurtaracak dahiyane fikirler geliştiriyorlar. Plastik atık sorunu tüm gezegenin sorunu. Bir üniversite öğrencisi Ali Jonesson plastik şişelerin kendi kendine eriyeceği bir yöntem bulmuş. Kırmızı deniz yosununu toz haline getiren Ali, toz ile plastik atığın hemen yok edildiğini biyolojik olarak kanıtlamış.
  • İzlanda’da kediler için bir Reality Show var. Sinir bozucu haberlerin veya sıkıcı dizilerin yerine İzlanda’da insanlar bir kedi evindeki dört tane kedinin hayatını izliyorlar. Kedileri izlemenin İnsanları mutlu ve huzurlu yaptığına inanıyor programın yapımcısı.
  • 1949 yılında Nato’ya üye olup ordusu olmayan tek ülke cumhuriyet ile yönetilen İzlanda! 
  • BM’nin İnsani Gelişmişlik Endeksi’nde en üst sıralarda yer alıyor. Milli geliri 13,6 milyar dolar olan ülkede, kişi başına ortalama gelir 50 bin dolar civarında. 
  • İzlanda, Türkiye gibi AB adaylığı sürecindeki ülkelerden biri.
  • Ülkede tren yolu yok ama her yere iç hat uçak ile ulaşım var.
  • İzlanda ekonomisi  balıkçılık üzerine kurulmuş. Ülkenin coğrafi şartlarından dolayı tarım çok az. Sadece birkaç sera ile üretim yapabilen nüfusun % 11’i tarım sektöründe çalışıyor. Başlıca ihracat ürünleri balık ürünleri, balık konservesi, tuzlanmış ve dondurulmuş balık, balık unu, balık yağı, gübre ve hayvan ürünleri, yani balık üzerine olan her şey…

Diğer İzlanda Yazım İçin: http://morvaliz.com/gozlerden-uzak-hikayelerin-adasi-izlanda/

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.