Her köşesinde 2400 yıllık bir tarih yatan şövalyelerin adası Rodos. Yunanistan’ın 12 adasının en büyüğü ve binlerce adasından belki de en çok ziyaret edilenleri arasında yerini alır.

Geçmişi M.Ö. 408 yıllarına kadar giden adanın, ilk defa şehir planlama sistemini kullanılarak inşaatının yapıldığı bilinmekte. Bu yüzden antik çağın en iyi organize edilmiş şehirlerinden biri kabul edilmiş.

Ada, antik çağlardan Roma İmparatorluğuna kadar, Doğu Akdeniz’in en önemli deniz ve ticaret merkezlerinden biriymiş. Aynı zamanda bir tarih ve kültür merkezi de olan Rodos, uzun yıllar Arap baskınlarıyla harap olduysa da Bizans döneminde yeniden güçlenmiş; Akropolis ve Polis olarak ikiye ayrılmış.

Rodos Adası, bugün de hala Eski ve Yeni Şehir olarak iki farklı yüzüyle ziyaretçilerini karşılar. Limandan başlayan gezi planı, genellikle ilk olarak UNESCO Dünya Mirasları Listesi’nde olan ‘Eski Şehir’den geçer. Ortaçağa ait altı kapıdan oluşan bir kalenin içine kurulmuş olan ‘Eski Şehir’, oldukça iyi korunmuş surlarıyla, kiliseleriyle, camileriyle, meydanları ve kemerli dar sokakları ile gezginlerin ilk durak noktası.

En çok dikkat çeken, aynı boylardaki ve ayrı renklerdeki taşların tek tek seçilip dizilmesiyle oluşan yollar. Zamanında tüm taşlar, farklı boylardaki eleklerden geçirilerek ayıklanırmış. Ardından da boylarına göre ayrılan taşlar, tek tek dizilerek yollar yapılırmış. Sabra ve sanata şaşmamak elde değil!

Şövalyelerin Adası ünvanını, 1309 yılında Rodos Şövalyelerinin yönetimine girmesiyle alan ada, o yıllarda Ortaçağ Avrupa’sına göre yeniden şekillenmiş. Şövalyeler şehri büyüterek, güçlendirmiş ve bugünkü şekline getirmiş. Kendilerinin kaldığı ve önemli binaların yapıldığı bölüm Collachium, yerel halkın yaşadığı bölüm ise Burgo adını almış.

Rodos adası, 1522 yılında Kanuni Sultan Süleyman’ın askerlerine yenik düşmüş ve 400 yıla yakın Osmanlı himayesinde kalmış. Bu yüzden Eski Şehirdeki Osmanlı etkileri ve camiler, adanın kültür mozaiğini bir kat daha zenginleştirmiş.

Marmaris’ten sadece 18 kilometre uzaklıktaki ve bir feribotla kolayca ulaşılan ada, gelenleri Mandraki Limanı ile karşılıyor. Burada eskiden dev Rodos heykelinin olduğu söyleniyor, ancak şimdi yerine Elefos ve Elafina isimli iki geyik karşılama işini üstlenmiş.

Limandan Hipokrat Meydanı’na varana kadar ilerleyen yollar, sağlı sollu turistik pek çok objenin satıldığı mağazalarla dolu. Şövalye magnetlerinden, giyim kuşama kadar pek çok ürünü bulmak mümkün.

Meydandan yokuş yukarı çıktığınızda saat kulesi karşınıza çıkıyor. En tepesine çıkarak şövalyelerin şehri nasıl selamladığını hayal edebilirsiniz.

Sokrates sokağında 1523 yılında yapılmış Süleyman Camisi’ni görebilirsiniz. Ancak ne yazık ki, sadece bayram günleri açık olan camiyi, diğer günlerde ziyaret etmek mümkün değil.

Adanın en çok ziyaret alan yerlerinden biri Şövalyeler sokağı. Sokaktaki evler, zamanında şövalyelerin evi iken, bugün konsolosluk ve müzeler olarak hizmet veriyor. Sokaktan doğruca Grand Masters (Büyük Ustalar) Sarayına çıkabilirsiniz. Bahçesinde kuş sesleri arasında soluklanmak keyif veriyor. Arkeoloji Müzesi de meydanda ziyaret edilecek yerlerden biri.

Polidorou Caddesinin açıldığı meydan daha lokal kafe ve restoranlarla keyifli bir atmosfer sunuyor. Burgo ise, cıvıl cıvıl kafe ve barlarla geceleri kendini gösteriyor. Arionos Meydanı, Mustafa Paşa Cami ve Yeni Hammam (Türk Hamamı) ile Osmanlı etkisini en çok hissedeceğiniz yer olabilir. Ancak ne yazık ki zamanında buradaki Türklerin göç etmesiyle, kalan azınlığın da yaşam mücadelesine düşmüş olmasından, yavaş yavaş bu etki azalmaya başlamış ve eserler de bakımsızlaşmış.

Eski Şehir’den çıkınca Rodos’ta gezilecek pek çok köy ve kasaba, ayrıca pırıl pırıl deniziyle pek çok koy var. Lindos, hem tarihi harabeleri ve hediyelik eşya dükkanları, hem de deniziyle gezilecek yerlerin başında. Faliraki, Kalithea, Afandou, Elli ve Antony Quinn koyu en gözde olanları. Araba kiralayarak Rodos’taki pek çok minik köyü gezip, halkın gerçek yaşamına da tanıklık edebilirsiniz.

Rodos Adası’nda ne yiyelim derseniz, hiç yabancılık çekmeyeceğiniz kesin. Zira menüler aynı olduğu gibi, yemeklerin isimleri bile aynı. Musakka, caciki, kalamari, meze aynı isimle sipariş verebileceklerinizden.

Şövalyelerin Adası, bir çok kültürü bünyesinde harmanlamış ve bugün her köşesinden tarih ve sanatı ziyaretçilerine sunuyor.

Fatoş Pur

05.05.2017

Yazı için: http://www.cnnturk.com/seyahat/dunya/avrupa/sovalyelerin-adasi-rodos?page=6

 

 

 

 

5 Yorumlar

CEVAP VER