Sabah trene taksi ile gidip (6 eur), trenle de La Spezia (tren kişi başı 5,20 eur) döndük. 8.47’de La Spezia’ya varmıştık. Tekrar taxiye binip, kiraladığımız arabayı almak üzere Maggiore’ye gittik. Uçağa kadar yeterli vaktığımız olduğundan dolayı yolumuzun üstünde bir yer daha görmek istedik ve Lucca’ya karar verdik. Roma yolundan otobandan (7,90 eur) gidince, bir süre sonra  Lucca bizi karşıladı.

Lucca Lucca

Lucca,  tahmin ettiğimden daha çok gölümü çaldı. Hansel ve Graten’in şekerden evi mi desem, nasıl tariff etsem bilemiyorum ama bana gerçekten bir masalın içindeymişim hissini verdi. Etrafı tamamen surlarla çevrili, arabanızı dışarda park ederek, yürüyerek şehrin içine giriyorsunuz. İçerisi yine eski taş evler ve evlerin camlarından rengarenk çiçekler sarkıyor. Dar sokakları artık alışveriş caddelerine dönüşmüş ve bu sokaklar sizi hep bir meydana çıkarıyor.

lucca lucca_7

Meydanlardan birinde bu sefer de pizzanın kapalısı olsun diyerek bir ‘calzone’ siparişi verdik. (iki kişi 20 eur ödedik). İtalya ile ilgili her zaman hayalim olan bir şey vardır: o da Toskana‘da bir aşçılık okulunda eğitim almak. Günlerdir burada yediğimiz çok şişmanlatıcı ama bir o kadar da güzel olan yemekler bu isteğimi bir kat daha artırdı. Kimbilir belli olmaz belki bir gün Chef Paolo Monti’nin aşçılık okuluna geliveririm. www.cucina-italiana.com

Neyse hayallerden uzaklaşıp, meydanda futbol oynayan minikleri seyretmeye döndük. Fotoğraflarını çektik ve bu küçük tarihi kenti dolaşmaya başladık. Minik minik çok sevimli dükkanlar var, çok sevimli ev eşyaları satıyorlar. Ben bir ara kendimiz kaybedip eskitmeli dolaplar filan almaya kalktıysam da Oya beni taşıyamayacağımız konusunda ikna edip durdurdu. 🙂 11 numaralı ev burda da buldu beni.  🙂

lucca_12 lucca_11

Tüm seyahatim boyunca (diğerlerinde de olduğu gibi) 11’ler beni yine takip etti. Lucca’da 11 nolu otoparkta, fısteki park saatinin 11:11 oluşu, hotelin internet şifresinin 1.1.1.1’i, check-in sırasında gözüme takılan 11 ve rast giden biletleme işlerimiz, Monterosso’da kaldığımızı otelin numarasının 11 olması gibi. Uğurlu sayım olduğuna artık iyice inanmaya başladım.

lucca_14 lucca_3

Saat dört gibi arabamızı teslim ettikten sonra, uçağımıza bindik. Tüm seyahatlerimizi çok sevsem de, en sevdiğim kısmı hep evime dönmek olmuştur. Tatlı bir yorgunlukla eve geldim, kapıda polisten gelen  arabamın çekilmiş olduğunu haber veren bir ihbar kağıdıyla karşılaştım. Canımı sıksa da yorgunluktan sabah ilgilenmeye karar verip, ertesi gün bu sefer iş için çıkacağım  Varşova ve Gdansk yolculuğumun için mor valizimi yapıp, bir an önce kendimi yatağa attım. Gözüm saate ilişti: 01.11 🙂

1 YORUM

CEVAP VER