Los Angeles yolculuğumuzun dördüncü gününde rotamız biraz daha doğuya dönüyor. İlk durağımız yılbaşını kutlayıp, iki gece kalacağımız Las Vegas.

Las Vegas çölün ortasına kurulmuş ancak içerisinde lüksün sınır olmayan ‘Sin City’ yani ‘Günahlar Şehri’! Buraya neden böyle dendiğini anlamak zor değil. Kumar, alkol, eğlence sınırsız. Çöl iklimi olduğu için geceleri soğuk ama gündüzleri de oldukça sıcak.

Tamamen insan eliyle kurulmuş bir şehir. Eyfel Kulesi, Venedik, Roma Aşk Çeşmesi gibi dünyanın en çok ziyaret edilen yerlerinin bir eşi de burada. Hatta bazen daha da mı güzeli diye düşünmeden edemedik.

Kutsi’nin Las Vegas’taki tanıdıkları yılbaşı günü olduğu için Las Vegas’a o gün yüz binlerce kişinin geleceğini ve bu yüzden en geç saat iki gibi Las Vegas’a girişin kapanacağını, bu yüzden daha erkenden gelmemizi söyledi. Arabayla dört-beş saatlik bir sürüş olduğu için riske atmamak için yine sabah beşte yola çıktık.

Her yerde Route 66 için yol ayrımı var. Benim ısrarlarım sonucu bir tanesinden içeri girdik. Hem benzin alacağız, hem de Strabucks’tan kahve ve sandviç. Bu eski yolları gerçekten çok seviyorum. Kendimi eski bir filmin içinde hissediyorum. Kenarlarında eski moteller, kafeler ve her yerde Route 66 ibaresi olan hediyelik eşyalar… Hemen bir fotoğraf alıyorum tabi, içinde eski bir araba ve Route 66 tabelası ile belki 60’lı yıllarda çekilmiş. Yani benim sevdiğim yıllarda… Hayallerimden biri de bu rotayı bir gün baştan sonra gezmek. 🙂

Nevada tabelasını görünce artık geldiğimizi anladık. California’dan başka bir eyalete, Nevada’ya geçmiştik.

Las Vegas’a yaklaşırken yoldaki outletler herkesin mola yeri. Okuduğum pek çok blogta mutlaka uğrayın dediği için biz de Fashion Outlet için bir mola verdik. Ancak itiraf etmeliyim ki ben pek beğenmedim. Fiyatlar çok cazip değil, nitekim ilerleyen günlerde uğradığımız TJ Maxx ya da Ross’ta  buradan çok daha ucuza marka ürünler bulmak münkün.

Nike mağazası belki uygun olur diye girdik. Gerçekten de 35 dolara bir ayakkabı aldım. Ancak en son gün tesadüfen havaalanına giderken bulduğumuz Sketcher’s outletinde 25 dolara muhteşem ayakkabılar bulduk, dolayısıyla ayakkabı içinde outlet tavsiyesi veremeyeceğim.

Las Vegas, kendini uzaktan belli etmeye başlayınca bizim de kalpler atmaya başladı. Çölün ortasına kurulmuş, akıl almaz bir eğlence şehri. Daha uzaktan dev ve gösterişli binaları görmeye başladık. Otobandan içeri girince de işte geldik büyüklere eğlenceler diyarı, günahlar şehri Las Vegas’a!

Ellis Island Las Vegas’ta kalacağımız otel. (İki gece için 377,52 dolar ödedik). İçeri ilk girişim tam bir hayal kırıklığı. Berbat bir lobi! Hemen başka yer bulmaya çalıştim ama günlerden yılbaşı! Ya aşırı pahalı ya da dolu…

Çare yok deyip kalmaya karar verdik ama check-in saat ikide açılacak dediler. Sonradan öğrendik ki Las Vegas’ta check-in hep saat ikide açılıyor ve bu sırada uzun kuyruklar oluşuyor. Herkes saat bir civarı gidip kuyruğa girmeye başlıyor önlerde olabilmek için.

Biz de saat ikiye kadar otelin casinosuna girip vakit geçirmeye karar verdik. Saat ikide döndüğümüzde ise bizi de uzunnn bir check-in kuyruğu bekliyordu. Yaşayarak öğrenmeyi çok seviyorum. 🙂

Odamıza girdiğimizde aslında lobi ile alakası olmadığını gördük ve bu bizi mutlu etti. Lobinin bakımsızlığnın aksine odamız gayet büyük ve çok temiz. Daha sonra gezdiğimiz otelleri de görünce otelimizin aslında çok iyi olduğuna karar verdik. Hatta Antelope ve Grand Canyon dönüşünde yine Las Vegas’ta ve bu otelde kaldık.

Diğer oteller iki katı pahalı. Biz başlangıçta lobiyi sevmesek de odanın büyük ve temiz oluşu, konumu, fiyat-fayda dengesinin yüksek oluşu ve maalesef en son gece öğrendiğimize göre mutfağının Las Vegas’ın en iyi mutfaklarından biri olan Julio’s restoranın otelin içinde oluşu dolayısıyla yine gelsem burada kalırım. Son gece çift peynirli tostunu yedim, lezzetini tarif edemem. Oysa ki en iyi ‘steak’ler de bu restorandan çıkıyormuş. Hem de otel müşterilerine sadece 10 dolara..

Tüm Amerika genelinde olduğu gibi buralardaki en önemli şey otopark bulmak ve fiyatı. Otoparklarına günlük minimum on dolar ücret alıyorlar ve fiyatını hak etmeyecek kadar pahalılar. Bizim otelde ise otopark çok büyük ve ücretsiz. Bu da bizim tercih kriterlerimiz arasında en önemlilerinden biri.

Odamızdaki kitapçıkta nerede ne  bulacağımız oldukça detaylı bir şekilde anlatılıyordu. Her şey neredeyse büyük bir yolun sağına solunu yerleştirilmiş. Nerelerden gezmeye balayacağımıza karar vermek için kitapçıktaki harita çok yol gösterici oldu.

Akşama kadar biraz dinlenmek, uyumak ve yılbaşı gecesine hazır olmak istiyorduk. O sırada Meşrop da yanımıza geldi. Biraz odada duş alıp, üstümüzü değiştirdikten sonra sohbet sırasında oğlunun hastanede yattığını öğrendik. Eşi de onunla beraber hastanedeymiş.

Önce Shis Kebob House isimli bir Ermeni lokantasına gittik. Yılbaşı gecesi özel bir programları olmasına ragmen, biz erken geldiğimiz restoran bizi kırmadı. Humus ve diğer mezeler inanılmaz lezzetliydi ve fiyatlar çok uygundu. Las Vegas’ta merkez otellerin civarında bir şey yememeyi bir kaç kez astronomik paralar ödedikten sonra öğrendik.

Lokantadan eşi için de paket servis alıp, hastaneye gittik. Yılbaşı gecesi herkes eğlence için hazırlanırken, burada canı için mücadele eden hastaları ve onlara kendilerini adamış hastane çalışanlarını görünce içimiz burkuldu. Herkes eğlenme telaşında ama hayat da devam ediyor. Doktorlar, hemşireler, hasta yakınlarına yılbaşı yok!

Eşiyle biraz sohbet ettikten sonra, geçmiş olsun dileklerimizle ayrıldık. Meşrop’un evinde de bir kahve molası verdik. Saat ilerliyorsu ve biz hiç uyuyamamıştık. Artık yılbaşına buralarda gireceğimi düşünmeye başlamışken Meşrop bizi otelimize bıraktı. Ama otele dönmeden meşhur Las Vegas tabelasında bir mola verdik. Herkes bu tabelanın önünde fotoğraf çektirmek için uğraş veriyordu. Tabi biz de 🙂

LAS VEGAS’TA YILBAŞI GECESİ

Aslında kadar yorgun ve uykusuzduk ki, ben biraz uyursak bir daha kalkamayız korkusuyla hemen dışarı çıkmak istedim. Kutsi gece on ikiyi vurana kadar pek kendine gelemedi. Bellagio Otel, havuzundaki meşhur su gösterisi ve havai fişekler  ile herkesin toplandığı yer.

Las Vegas’ın gözbebeği olan Bellagio Oteli’nin en bilinen yanı her on beş dakikada bir gerçekleşen su gösterisi. Bu yüzden sadece yılbaşı akşamı değil günün her saati su gösterisi için pek çok insan buraya toplanıyor. Müzikle ahenkle dans eden binlerce fiskiyenin yaptığı gösteri gerçekten görülmeye değer. Hele akşam saatlerinde tüm ışıkların pırıl pırıl parladığı zamana denk gelirseniz bu gösteri tam bir şova dönüyor.

Biz de tıklım tıklım kalabalığın içinde, havai fişekler eşliğinde 2018’e girdik. Su gösterisi güzeldi ama çevredeki binaların tepesinden atılan havai fişek gösterisi beklentimin altındaydı.

Biraz casinoda vakit geçirip, biraz da sokaklardaki insanları seyredip gece iki civarı, yeni yılın ilk gününde, benim doğum günümü biraz da garip, yorgun ve uykusuz bir şekilde kutlamış olarak otele döndük.

LAS VEGAS’I KEŞİF ZAMANI

Ertesi sabah, oteli başta beğenmesek de, yaşadıkça ve imkanlarını gördükçe gerçekten sevdik. Girişteki görüntüsü bu izlenimi vermese de, odalar çok temiz ve konforlu. Sabah kahvaltı eğer kruvasan, reçel ve kahve alırsanız oda fiyatının içinde. Ama altı dolar fark vererek alternatif seçimler de var. Biz de fark vererek jambonlu omletli bir kahvaltı aldık. Kahvesi süperdi ve istediğiniz kadar alabiliyorsunuz, kahvaltı olarak da gayet doyurucuydu.

Kahvaltının ardından vakit kaybetmeden Las Vegas Strip caddesinde gezmeye başladık. Las Vegas’ın en ünlü noktası tüm otellerin yan yana dizildiği Strip Bölgesi. Sokaklar ünlü kişilerin taklidini yaparak para kazanan göstericiler ile dolu. Bir ücret karşılığında onlarla fotoğraf çektirebilirsiniz.

Burada yapılacak en güzel şey otelleri gezmek, zira her biri ayrı bir konseptte. Dün gece Bellagio Otel’de yeni yıla girip, onun casinosunda geceye devam etmiştik. Otelin içi bir sarayı aratmayacak güzellikte.

Ceasars Palace, Flamingo Otel, Venetian Otel, The Mirage, Treasure Island,The Linq Hotel gibi her biri ayrı konseptteki otelleri o gün akşama kadar dolaştık. Her otelin giriş katında kendi kumarhanesi var ve uçsuz bucaksız alanlar bunlar. Otellerin içinden de birbirine geçiş yapabileceğiniz tüneller var.

Temalı otellerde gezmek bile insanı oldukça eğlendiriyor. Venetian Otel’e gidip gondola binip, San Marco Meydanı’nda dolaşabilir ya da Eyfel Kulesi’nin tepesine çıkabilir, New York New York Oteli’ndeki Özgürlük Anıtı’nı, Empire State Binası’nı veya Central Park’ı ziyaret edebilirsiniz. Otellerin içinde de mağazalar ve restoranlar da var.

Alışveriş derseniz, Caeser’s Palace’de bulunan ForumFashion Show Mall ya da en güzel markaların şık mağazalarının bulunduğu Venetian Oteli’nin içinde bulunan mağazalardan alışveriş yapabilirsiniz.

Biz de restoranları görünce öğle atıştırması için bir mola vermek istedik. Bu turistik yerlerden birinde bir dilim pizza, bir dilim börek iki de içeçek ile beraber kırk dolar ödedik.

Bu saçma mönü için 40 dolar ödedik.

Akşam Meşrop gelince öğrendik ki, o bölgede yemek yersen minimum bu paraları ödersin. Ama biraz daha turistik bölgeden uzaklaşınca fiyatlar neredeyse üçte bir fiyatına düşüyor.

Meşrop akşam üstü bizi alarak, Ross, TJ Maxx gibi indirim mağazalarına ve Best Buy, v.s. gibi elektronik eşya mağazalarına götürdü. İstanbul’dan drone siparişi almıştım ama ne yazık ki aradığımı bulamadım. Elektronik bir şey almadık ama dediğim gibi Ross ve Tj Maxx outletlerden çok daha ucuz. Pek çok markanın ürünlerini oldukça uygun fiyata alabiliyorsunuz. İlk gün bir göz attık çünkü ertesi gün alışverişe devam edecektik.

Akşamına Meşrop bizi, Gold Coast Hotel’in içindeki Pang Ping Pong isimli bir Çin lokantasına götürdü. Muhteşem karidesli, etli bir çok çeşit yemek için üç kişiye ödedeğimiz ücret sadece 59,35 dolar! Bu menüyü Las Vegas merkez civarında ödeseydik minimum 150 dolar öderdik. Dediğim gibi yaşayarak öğreniyoruz.

Gecenin süprizi ise benim The Mirage Otel’de mini jack pot yaparak 300 dolar kazanmam oldu. Bir hat ile 3400 doları kaçırdım ama kazanmak çok eğlenceliydi. Las Vegas’ta para kazanan insanlar yüzünden her yerden yükselen çığlıklar duyabilirsiniz. Hatta öyle oyunlar var ki sizin fotoğrafınızı çekip, oyunun içinde dahil ediyor. Bir bakıyorsunuz ki siz de oyunun içindeki oyunculardan biri olmuşsunuz. Burası çok çılgın bir yer.

Ertesi sabah Meşrop ile IHOP‘a kahvaltı etmeye gittik. Menü harika, fiyatlar çok uygun. Porsiyonlar her yerde olduğu gibi burada da dev boyutlarda. Aynı insanlar gibi. Doğuya doğru gittikçe bedenlerin de genişlediğini görmeye başladık. Ama yediklerine bakarsak buna şaşmamak lazım. Her şeyin üzerine kocaman krem şantiler sıkılıyor. Şeker, hamur ve kızartma tüketimi had safhada…

Kahvaltıdan sonra alışverişe devam ettik. Elli dolara Calvin Klein ve benzeri markalı üç tane mont aldım. Kutsi de eşofman ve ayakkabı. Dediğim gibi outlerden çok daha ucuz.

SADECE EĞLENCE DEĞİL DOĞA ARAYANA DA ALTERNATİF VAR

Las Vegas sadece kumar ve eğlence demek değil. Aynı zamanda da doğa da var burada. Akşamüstü saatlerindeki rotamız Red Rock Canyon oldu. Bir kez daha doğa insanı olduğumu anlamış oldum.

Kıpkırmızı kayaların rengi, gün batımının da etkisiyle daha bir canlandı sanki. ne yazık ki gün batımına çok az kalmıştı ve doya doya keyfine varamadık kanyonun. Ancak görebildiğimiz kadarı bile bizim çok hoşumuza gitti. Yürüyüş, dağcılık, tırmanış ya da  manzaralı bir yolda sadece araba kullanmak istiyorum diyenler için kırmızı kayalarıyla tam bir doğa harikası.

Akşam yemeği için yine Meşrop’un önerisiyle JW Marriot Las Vegas Resort Otel içindeki açık büfe restoran Rampart’a gittik. İçerisinde yaklaşık 6-7 ayrı mutfak ve tatlıdan makarnaya pizzaya balığa kadar her şeyi sundukları açık büfeden kişi başı 17 dolar ödeyerek yedik. Meşrop’a bize öncülük ettiği için gerçekten teşekkür ettik, onun sayesinde hem çok ucuza alışveriş yapma, hem de yemek yeme şansımız oldu.

Las Vegas’ta yapılacak şeyler o kadar çok ki iki günün sonunda bize yetmediğiniz anladık. Buradan Grand Canyon ve Antelope Canyon’a geçecektik. Oradan da da San Diago’ya dönüş yapacaktık ama ikimiz de San Diago’dan vaz geçip dönüşte yeniden Las Vegas’ta kalmaya karar verdik.

GRAND CANYON DÖNÜŞÜ YENİDEN LAS VEGAS

Dönüşümüzde Las Vegas’ı Las Vegas yapan temalı otellerin tamamını görmediğimizden ilk işimiz kaldığımız yerden devam etmek oldu. Luxor, New York New York, Excalibur ve civardaki bu otelleri görmek üzere fazla yürüyerek vakit kaybetmemek  için tek hatta giden trene bindik. Tek yön 2,5 dolar.

İstediğiniz otelin önünde indikten sonra, otellerin içinden geçerek gezmek çok daha kolay. Eğer buraya kadar yürüyerek gelseydik sanırım otel gezecek halimiz kalmazdı.

New York New York Otel’in içine girdiğimizde Cirque du Soleil gösterisi olduğunu gördük. Vegas’ta muhakkak bir gösteri izleyin. Gösteriler 70-150 dolar arası. Artık parite çok yüksek olsa da muhakkak izlenmeli.

Hatta çoğu kişi biletlerini seyahatlerinden aylar öncesinden bile alıyor, hem daha ucuza mal etmek, hem de bilet bulamama ihtimaline karşı. Cirque du Soleil, Jennifer Lopez, Celine Dion, Blue Man, Chris Angel, David Copperfield gibi her an karşınıza çıkamayacak bu kişilerin şovlarını izlemeden dönmeyin derim.

Biz de Cirque du Soleil gösterilerinden biri olan Zumanity gösterisi için ertesi akşam için bilet aldık. Şansımıza bilet fiyatları biraz düşmüştü ve kişi başı 70 dolara aldık biletleri. Dönüş yolu için güzel bir final yapacaktık. Nitekim de öyle oldu.

Gösterinin tamamı boyunca nefesimi tuttum diyebilirim. Tehlikeli atlayışlar, insan vücudunun o hale gelebileceğine inanamayacağız şekilde akrobatik hareketler, muhteşem sahne ve dekor, kostümlerle tek kelimeyle harikaydı. Gösteri çıplaklık ve erotizm içerdiği için biletler 18 yaş üzerine satılıyor.

Biz binmeye cesaret edemedik ama cesareti olanlar  için High Roller muazzam bir deneyim olacaktır eminim. Dünyanın en büyük dönme dolabında yarım saat boyunca Las Vegas’ın tepeden seyretmekten daha keyifli ne olabilir ki, benim gibi yükseklik korkusuna sahip olmayanlar için 🙂 Anlamı ‘yüksek bahis’ anlamında gelen dönme dolap fiyatları için bu linke göz atabilirsiniz.

Bizim yine yapamadığımız ama yapmayı son derece tavsiye ettiğimiz bir diğer Las Vegas çılgınlığı da Stratosphere’e gidip,  Nevada’nın en yüksek yapısının tepesinde çıkıp The Big Shot denilen Thrill Ride’ veya ‘Insanity Ride’a binmek. 300 metreden aşağı düşüyormuş gibi hissetmek kesinlikle yine bize göre değil ama sevenlere duyurulur.

Benim aklımda olan ama Kutsi’yi ikna edemedeğim bir diğer Las Vegas’ta yapılacak şeyler listesi maddesi de nikah tazelemek! Bugüne kadar eminim pek çok Las Vegas filmi seyretmişsinizdir ve bir çoğunda da buraya gelip bazen zil zurna sarhoş olup hatırlamadan, bazen de sadece romantizmden evlenen ya da nikah tazeleyenleri hatırlarsınız.

Frank Sinatra’nın Mia Farrow ile Elvis Presley’nin ise eşi ile evlendiği bu şapellerde rahip eşliğinde evlenmek ilginç bir deneyim olabilir. Otellerin içindeki şapelerde gerçekten evlenebilirsiniz. Ne derler bilirsiniz: Las Vegas’ta olan Las Vegas’ta kalır!

Son Las Vegas gecemizde Meşrop ve bugüne kadar hastanede olduğu için pek görüşemediğimiz eşiyle buluşup, Las Vegas’ın ilk kurulduğu yer olan Downtown’a yani eski şehre indik. Fremont Street, yenisinden daha da çılgın bence. Daha küçük olduğu için her şey bir arada.

‘Zip Lane’ buradaki çılgınlıklardan sadece bir tanesi. Merdivenle yukarı çıkıp, ince bir demire belinizden bir kanca ile bağlayıp, havadan tüm cadde boyunca uçuveriyorsunuz. Bir an için heveslensem de vaz geçmem uzun sürmedi.

Eski şehirdeki her şey gerçekten eski. Casinolar ilk kurulduğu günden kalmış sanki. Ama sokaklardaki eğlence çok daha fazla. Barların tepesinden dans eden yarı çıplak kızlar, sokaklardaki göstericiler, her köşeden yükselen sesler, yanıp sönen ışıklar ile gerçekten burası Sin City!

Las Vegas asla iki güne sığmayacak bir şehir. Biz burada iki gün geçirip, Nevada çölünde yol alıp Hoover Dam, Antelope Canyon ve Grand Canyon gezileri için iki gün ara verip, yeniden buraya dönüp iki gün daha geçirdik. Vegas’tan iki saat uzaklıktaki Grand Canyon Skywalk yolumuzun üstünde olmasına ragmen, Hoover Dam’da kaybettiğimiz vakit dolayısıyla gidemedik.

Antelope Canyon, Horseshoe Bend ve Grand Kanyon bundan sonraki duraklarımız olacaktı.

1 YORUM

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here