Bazı yollar vardır namı dünyayı sarmış. Adı geçtiğinde merak uyandırır; hep gitmek, görmek istersiniz. Fransa’nın kırsal kesiminde, en güney ucunda Mulhouse’den başlayıp, kuzeyde Wissembourg’a kadar uzanan; uçsuz bucaksız üzüm bağlarıyla şekillenmiş, ahşap çerçeveli, yanyana dizilmiş rengarenk evlerle süslenmiş köylerle, son derece sempatik bir yol da işte bu yollardan biri. Adı Alsace (Alsaz) Şarap Yolu olarak geçen rotanın üzerindeki şehir, kasaba ve köylerin hepsi birbirinden sevimli ama içlerinde Alsace’nin incisi olarak adı geçen bir yer var ki kesinlikle görülmeye değer: Colmar!

Alsace’ın şarap başkenti olarak da bilinen Colmar, Fransa’nın doğusunda, Ren nehrenin batı yakasında Alsace-Lorraine (Alsaz-Loren) olarak bilinen bölgede yer alıyor. Kanalları, kibrit kutusu gibi sıra sıra dizilmiş renkli evleri, camlarından çiçekler fışkıran pencereleri ile adeta Hansel ve Graten masalının içinde hissediyorsunuz kendiniz. Bir yandan komşuları Almanya ve İsviçre’den çok etkilenmiş, bir yandan da neredeyse bin yıllık bir Avrupa tarihini içinde barındırmış bir şarap başkenti burası. Bence sadece şarap da değil tabi, aynı zaman kültür ve lezzet başkenti de…

ÜÇ ÜLKEYE ÇIKIŞ YAPILAN ENDER HAVA ALANI: BASEL HAVALİMANI

Hava limanının dünyada sayılı olmasının sebebi, sınırları Fransa içinde olsa da, tek havalimanından üç ayrı ülkeye çıkış yapabiliyor olmanız. Almanya, Fransa ve İsviçre’ye Basel Havaalanı’ndan çıkabiliyorsunuz.

Basel Havalimanı’nda Fransa kapısından çıktıktan sonra Colmar’a gelmek çok kolay. Trenler o kadar iyi çalışıyor ki, yaklaşık bir saatte direk Colmar’a varmak mümkün ama genelde tercih edilen şarap yolunu takip etmek. Bu yüzden genelde gezginler rotalarına, Basel Havaalanı’ndan çıktıktan sonra Mulhouse’den başlıyor. Havaalanı ile Mulhouse arası trenle yirmi dakika. Rotaları iyi belirledikten sonra trenle seyahat edebilirsiniz ama rotada çok yer ziyaret edecekseniz araba kiralamak da kolaylık sağlar.

COLMAR’DA NERELERİ GEZELİM?

Colmar, küçük bir şehir ve bir gün aslında yeterli. Gezmeye Küçük Venedik’ten (Petite Venice) başlayabilirsiniz. Mutlaka kanallarda tekne gezisi yapın derim. Özellikle de bahar aylarında ve güneşli bir günde iseniz, buraya neden bu adın verildiğini anlarsınız. Nehrin iki yanında rengarenk dizilmiş evler, Rönesans döneminden kalma yapılar ve her yerden sarkan çiçeklerle bence Venedik’ten daha bile güzel.

Koifhus– Ortaçağda iki ana yol olan Gran Rue ve Rue de Marchands’ın birleştiği stratejik meydana kurulan ve o dönemlerde gümrük ve göçmen bürosu olarak kullanılan Koifhus, bugün bir müze. 19. Yüzyılın başlarında harap olan ve yıkılması öngörülen bina, daha sonra yıkımdan vazgeçilerek 1895-1898 yılları arasında adeta yeniden yaratılmış. İçeride Fransa’nın bu bölgesine ait kostümlerden, el sanatlarına kadar pek çok şeyi bulabilirsiniz.

Unterlinden Müzesi– Colmar’da pek çok müze var. Unterlinden Müzesi 13. yüzyılda en büyük manastırlardan biri olarak inşa edilmiş ve 19. yüzyılda müzeye dönüştürülmüş. Bugün bir çok değerli ressamın ve heykeltraşın eserlerine ev sahipliği yapıyor. İsmi ‘Under the Linden Tree’ yani ‘Linden ağacının altında’ olmasından geliyor. Aynı zamanda bölgeye has seramikler, mobilyalar ve takılar da sergilenenler arasında.

Tanner’s District– Eskiden tabakhane bölgesi olan bu cadde, şimdi bir çok restoran ve kafenin olduğu bölge. Buradaki evler bölgenin tipik evlerinin en güzel örneklerinden biri. Yapımı 17. ve 18. yüzyıla dayanan tüm bu evlerin özelliği ahşabın sadece cam kenarlarından değil duvarların içinden de geçiyor oluşu. Yüksek tavanlı bu evlerde, zamanında tabakhanede çalışanlar ve aileleri yaşıyormuş. Üst katlar ise derileri kurutmak için kullanılırmış. 1698 ve 1974 yılları arasında yenilenmiş ve bugünkü şekliyle kasabaya hediye edilmiş.

Pfister Evi– 1537 yılında şapkacı Ludwig Scherer tarafından yapılan bu ev, Colmar’da Rönasans’ın ilk örneklerinden denilebilir. İki katlı, köşeli, duvar resimleriyle süslü ve şimdilerde Colmar’ın sembollerinden biri olan evin adı, 1841’den 1892 yılına kadar burada yaşayan aileden geliyor.

Saint Martin Kilisesi– Alsace gotik mimarinin örneklerinden biri olan kilise 1235 ve 1365 yıllları arasında inşa edilmiş. 1572’de bir yangın sırasında oldukça hasar almış. Özellikle de hasar alan kule, üç yıl sonra değiştirilince kilisenin bugünü silüeti ortaya çıkmış.

Market Hall– 1865 yılında tuğla ve metal çerçeve ile yapılan bina bugünkü orjinal haline 2010 yılında kavuşmuş. Çeşit çeşit etler, peynirler, deniz ürünleri ve taze meyve-sebze ürünlerini ister alın, ister gezip sadece fotoğraf çekin ama marketin cıvıl cıvıl havasını solumak için mutlaka uğrayın.

Ecomuseum of Alsace– Bu açık hava müzesi, Colmar’ın biraz dışında ve UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne girmiş. Bölgenin kırsal hayatını ve geleneksel evlerini gözler önüne seren 70 adet evde dönem dönem çeşitli aktiviteler de düzenleniyor.

COLMAR’DA NE YİYELİM?

Colmar, kanalları, evleri, çiçekleri penceleriyle bir masal diyarı olsa da güzelliği sadece bunlarla sınırlı değil. Malum şarap yolu üzerinde olmasından dolayı, özellikle beyaz şarapları çok meşhur. Sylvaner, Pinot Blanc, Riesling, Muscat ve Pinot Gris beyaz şaraplarını mutlaka denemelisiniz.

Bunun dışında, ördek ciğeri (foie gras), ‘Baeckaoffe’ adı verilenbeyaz şarap sosunda marine edilmiş et yemeği, şarapta tavuk, ‘Kougelhopf’ dedikleri bir çeşit tatlı kirş, Munster peyniri ve ‘Bretzel’ dedikleri simitleri yine buranın meşhur lezzetlerinden.

COLMAR’DAN NE GÖTÜRELİM?

Colmar’da her şey o kadar güzel ve lezzetli ki, muhtemelen pek çok şeyden evinize ve sevdiklerinize bir şeyler götürmek isteyeceksiniz. Ben en çok Alsace’da üretilen seramik tabak çanakları beğendiğimi söylemeliyim. Bunun dışında yine buraya özgü lezzetler, şaraplar ve hatta ufak tefek ev eşyaları bile güzel hediyelikler olacaktır.

1 YORUM

  1. Daha once hic adini duymadim ama burda anlattiklarina gore gercekten gorulesi bir yer. Harika bir yazi ve muazzam guzel fotograflar. Paylastiginiz icin cok tesekkurler.

CEVAP VER