Piramitlerde Forever is Now Sergisi

Mısır…
Binlerce yıl önce taşlara kazınmış bir medeniyetin hala nefes aldığı, insanı hem büyüleyen hem zorlayan, kaotik ama unutulmaz bir ülke Mısır…

Bu yolculukta; Giza’daki piramitler ve yeni açılan The Grand Egyptian Museum’a attığım adımlarımdan Nil Nehri’nde 3 gece 4 gün süren cruise yolculuğuna, Aswan ve Abu Simbel’den Luxor ve Karnak’a, Luxor ve Nil nehri üzerinde yaptığım balon gezisinden, Krallar Vadisi’nden, kadın firavun Hapşepshut’un Tapınağından Hurghada’daki Kızıldeniz’de mercanlar ve binlerce renkli balıkla yaptığım dalışa kadar her anı kendi gözümden anlatacağım.

Başlamadan önce en önemli not:
Mısır bireysel olarak gezilebilir, ancak ilk kez gidenler ve tek başına kadın gezginler için güvenlik, ulaşım, pazarlık ve iletişim konuları gerçekten yorucu olabiliyor. Ben bu geziye önce bireysel başladım, sonra turla devam ettim. İyi ki de öyle yapmışım — özellikle TourRadar & Timeless Tours ile yolum kesişince işler çok kolaylaştı.

Hazırsanız on günlük rüya gibi geçen Mısır seyahatime başlıyoruz…

1. Gün – Kahire’ye Varış: İlk Şok ve İlk Büyü

Mısır’a, Kahire semalarına doğru süzüldüğünüz o an…
Uçağın altındaki sonsuz sarı tonları Nil’in kıvrılarak ilerleyen çizgisiyle birleşiyor.

Ve ben, işte tam bugün, 20 Kasım’da Mısır seyahatim için ilk kez bu topraklara adım atıyorum.

Saat 13.00 civarı Kahire Uluslararası Havalimanı’na iniş yapıyoruz. Hızlı bir pasaport kontrolünün ardından hemen kenarda duran döviz bürosu gibi bir yerden 25 dolar verip vizemi alıyorum. Doğrusu daha komplike bir işlem sanıyordum. Bu kadar basit olması beni güldürüyor.

Sonra alt kata inip Bank Mısr’da para bozduruyorum. 75 dolar karşılığında 3550 EGP (Mısır Paundu). Zengin oldum! (Mısır’da fiyatlar anlık değişebiliyor, o yüzden buradaki kur benim gittiğim döneme ait.)

Pratik bilgi:
Airalo’dan gelmeden 22 dolara 5 GB eSIM almıştım. Havalimanında 7 dolara 12 GB satıldığını görünce kendime güldüm. Her yerde 5G yazıyor ama Mısır’da internet çoğu zaman kendi ruh haline göre çalışıyor.

Otel transferimin şoförü Muhammed beni buluyor ve Giza’ya doğru yola çıkıyoruz. Tam “şoförümü buldum, arabama bindim” rahatladım dediğim noktada o meşhur Mısır kaosu başlıyor: yüksek sesler, yoğun bir kalabalık, karışık trafik, herkesin bir yere yetişmeye çalıştığı büyük bir hareketlilik…

Yolda Muhammed bir ‘hoş geldin’ içeceği olarak şeker kamışı suyu ikram ediyor; önce çekiniyorum. Sonuçta burası Mısır! İçinde bir şey var mıdır? Temiz midir? Sonra güvenip içiyorum ve tadı düşündüğümden daha güzel. Fiyatını soruyorum Muhammed’e. O ısmarladı ya mahcup bir şekilde 20 EGP diyor yani 0,40 dolar! Camdan dışarı baktıkça Kahire’nin gerçek yüzü beliriyor: tozlu sokaklar, korna sesleri, pazarlık peşinde koşan insanlar…

Kahire → Giza: Kaosun İçine Giriş

Kahire’den Giza’ya doğru giderken şehir, yavaş yavaş tarihle yer değiştiriyor. Dünyanın en çok ziyaret alan turistik yeri, UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki piramitlere giden yolun bu olduğuna inanamıyorum. Yollar çok pis, etrafta muazzam bir karmaşa!

Otelim Comfort Sphinx & Pyramids Hotel’e yerleşiyorum. Otel personeli beni odama çıkmama fırsat vermeden ablukaya alıp, tur satmaya çalışıyor. Birazdan güneş batacak ve ben gün batımında piramitleri görmek istiyorum. Bu yüzden izin isteyip otelin terasına çıkıyorum. Bu oteli bu yüzden seçtim (manzara dışında pek önermem). İşte bulutların içinden çıkmış gibi piramitlerin üçlü silueti beliriyor.

Piramitler manzarası ile Gün Batımı

İşte o an, Mısır’ın zamanı durduran büyüsüyle ilk kez göz göze geliyorsunuz. Aşağıdaki karmaşa ve pisliği unutuyorum bir anda. Keops Piramidi düpedüz karşımda duruyor. Sanki 4.500 yıldır sadece beni bekliyormuş gibi… Sfenks’i de göreceğim aslında ama önünde kocaman bir ağaç var. 🙂

Valizimi hızlıca açarak kendimi dışarı atıyorum. Yine o kaosun içindeyim. Herkes yolumu kesiyor, bir şeyler satmaya çalışıyor. Bundan sonra en çok duyacağım söz bu olacak: ‘One dolar! One dolar!’

Rooftop 7000 – İlk Gün Batımı ve Piramitlerle İlk Buluşma

Şimdi, insanlığın en büyük sırlarının saklandığı yeri karşıdan görmeye gidiyorum. Tavsiye üzerine Rooftop 7000’e çıkıyorum. Kapıda beni Amina karşılıyor ve kibarca minimum 900 EGP harcarsam oturabileceğimi söylüyor. Kabul ediyor ve masama geçiyorum. Mısır fiyatlarına göre oldukça pahalı, ama kesinlikle değiyor. Harika bir yemek yiyorum ve…

İşte tam karşımda 4.500 yıllık piramitler, aşağıda ise Giza’nın bitmeyen kaotik enerjisi…

O an anlıyorum: Bundan sonrası modern dünyadan kopup antik Mısır’ın hikayesine doğru bir yolculuk olacak.

2. Gün – Grand Egyptian Museum (GEM) ve Akşam Piramit Işık Gösterisi

Giza’daki ikinci günümü tamamen GEM – The Grand Egyptian Museum’a ayırıyorum. Giza Platosu’nun hemen yanında yükselen bu dev müze, Mısır’ın hem en eski hem de en modern yüzünün buluşma noktası. Gelmemde en büyük motivasyon GEM’in açılışıydı; yıllardır beklediğim an sonunda gerçekleşmişti.

Grand Egyptian Museum (GEM) – Mısır’ın Yeni Hafıza Sarayı

GEM fikri ilk kez 90’lı yıllarda ortaya atılıyor; amaç, yıllardır eski Kahire Müzesi’nin depolarında bekleyen eserleri gün yüzüne çıkaracak, teknolojik olarak çağdaş ve piramitlerle ilişkili bir müze inşa etmek.

Uluslararası mimari yarışmayı Heneghan Peng Architects kazanıyor ve 2000’lerin başında temeller atılıyor. Müze, Giza piramitlerine yaklaşık 2 km uzaklıkta, piramitlerle bilinçli bir eksen ilişkisi içinde konumlanmış durumda:

  • Kuzey ve güney duvarları, Keops ve Mikarin piramitleriyle hizalı.
  • Cephe, çöl kumunu andıran yarı saydam taşlarla kaplı.
  • İç mekanda piramitlere yönelen dev bir “güneş aksı” var.

Bu devasa müze toplam 490.000 m², 100.000’den fazla eserin sergilendiği bölümler ise toplam 100.000 m². Tam 12 galeri ve Tutankhamun’a ait 5398 eserin sergilendiği ayrıca iki dev galeri daha….

Sergi kurgusu, ziyaretçinin Mısır tarihini kronolojik bir zaman çizgisi içinde deneyimlemesi üzerine kurulu: Eski Krallık → Orta Krallık → Yeni Krallık → Geç Dönem → Ptolemaios → Roma.

İçeri girdiğim anda beni 11 metre boyunda, 80 tonluk dev II. Ramses heykeli karşılıyor. Bir heyecanlanıyorum bu heykeli görünce… Sanki zamanda yolculuk yapıp kendini görmüş gibiyim. Bu heykel uzun yıllar Kahire’nin Ramses Meydanı’nda durduktan sonra özel operasyonlarla GEM’e taşınmış. Piramitlerle aynı eksen üzerine yerleştirilmiş atriumda gelen herkes önce bir onunla selamlaşıyor.

Tutankhamun Koleksiyonu – 5.398 Parça İlk Kez Birlikte
Daha önce Kahire Müzesi’nde koleksiyonun sadece %30’u sergileniyormuş. GEM açılınca genç kralın mezarından çıkan tüm objeler bir araya toplanmış. Hepsi adeta dün yapılmış gibi.

  • Altın maske
  • Altın tabutlar
  • 6 adet tören arabası
  • Göğüs zırhı
  • Bastonlar (Tutankhamun’un topal olduğu düşünülüyor; bastonlar bu yüzden ayrı sergileniyor)
  • Mumyalanmış hayvanlar
  • Kişisel eşyalar: sandaletler, oyun tahtaları, iç çamaşırları, yatak ve tahtlar… Hele o takılar!

O meşhur maskeyi görmek için sıraya giriyorum. Maskenin önünde uzun bir sıra var ve Mısırlılar sıra beklemiyor; pıtır pıtır önümden geçmelerine önce şaşırdım, sonra kaderime teslim oldum.

Maskenin hikayesi sıradan bir “altın maske”den çok daha derin: Tutankhamun, MÖ 1332–1323 arasında hüküm sürmüş. 19 yaşında ölmüş. Mezarını 1922’de Howard Carter bulmuş. Ekibin bazı üyelerinin kısa sürede ölmesi, ünlü “Tutankhamun laneti” söylentilerini başlatmış. Bunun hakkında uzun bir yazıyı daha sonra yayınlacağım.

Müzede Mutlaka Gezilmesi Gereken Diğer Bölümler

📌 Kanopik Kasalar & Mumyalama Bölümü

Organların saklandığı vazolar, mumyalama aletleri, keten sarımlar, CT taramaları…
Eski Mısır’ın tıp bilgisinin büyüklüğünü burada hissediyorsunuz.

📌 Yazı & Papirüs Galerisi

İlk hiyeroglif örnekleri, papirüs üretimi ve bürokrasinin doğuşu…

📌 Sanat & Kozmetik Galerisi

Parfüm şişeleri, makyaj kapları, oyuncaklar ve tekstil parçaları…
Mısırlıların estetik zevkini gösteren en keyifli bölüm.

GEM çok büyük olduğu için tek seferde her şeyi detaylı gezmek zor. Tam beş saat aralıksız gezmeme rağmen, bitiremedim. Tek şikayetim şu oldu: Keşke galeriler arasında dinlenme yerleri, ufak bistrolar filan koysalardı. Kahve içmek için tekrar alt kata gidip epey yürümeniz lazım. Sonra galerilere geri dönmek için de bir o kadar yol yine. Bu yüzden mola vermedim, çok yoruldum. Telefonumun şarjı bitti, fotoğraf makinemin pili bitti, bacaklarımda takat bitti! Ama her şeye değerdi! Müze muhteşem!

Akşam: Pyramids View Inn Terası ve Giza Sound & Light Show

Sabah otelden müzeye gitmek için Uber’den taksi çağırdım. 68 EGP (1,5 dolar civarı) tutan bu yolculuk için otel benden 25 dolar istemişti. İlk taksicim ile buluşamadım. Bu sebeple Uber bana 25 EGP bekleme ücreti yazdı. İkinci taksicim ile de oteldeki genç Muhammed’in yardımı ile buluşabildim. Arabayı benimle arayarak buldu. Parayı şoföre Muhammed ödedi ve beni tembihledi: ‘Eğer müzeye varınca senden ekstra para isterse ya beni ara, ya da polisi!’ Polisi mi?

Nitekim müzeye varınca taksici benden ekstra 125 EGP daha istiyor. Neden diye sorduğumda bana Uber’in Arapça sayfasını gösterip Arapça bir şeyler söyliyor. Ben de kabul etmiyorum ve ‘hayır ben sana paranı ödedim, daha fazla ödemem!’ diyerek araçtan iniyorum. İlk taksi tecrübem böyle geçiyor. Polisi aramama gerek kalmadan bittiği için mutluydum!

Ta ki dönüşteki taksi tecrübeme kadar 🙂

Dönüşte internet çalışmadığı için Uber çağıramıyorum ne yazık ki! Müzenin önünde zaten taksiciler sizin sürekli yolunuzu kesip pazarlık etmeye çalışıyorlar. Mecburen bir tanesi ile 150 EGP’na anlaşıyorum. Bu da yaklaşık 3,5 dolar gibi rakam.

Ancak yola çıktığımızda taksici birden rotadan sapıyor. ‘Nereye gidiyoruz?’ diye soruyorum bana benzin alacağını, arabada benzin olmadığını söyliyor. Sonra benden parayı ödememi istiyor. Parayı otele vardığımızda ödeyeceğimi söyleyince, ‘param da yok, benzinim de! Şimdi ödemek zorundasın ki ben benzin alayım’ diyor. Ben de biraz sinirli bir ifade ile hatta sinirden gülen bir ifadeyle ‘o senin sorunun! Benzinin yoksa yola çıkmasaydın!’ diyorum. Sabah yürek yemiş olmalıyım! 

Bunun üzerine bana ‘Mısır’da kimseye böyle gülemezsin, kimseyle dalga geçemezsin!’ diye çıkışıyor. O an ‘eyvah!’ diyorum! Hemen aileme konum yolluyorum, beni sekiz saat takip edebilsinler diye. Yiğitliğim buraya kadarmış!

Tam o sırada benzinciye de geldiğimiz için, ben kapıyı açıp inmeye çalışıyorum. Bu sefer ‘tamam tamam, inme seni götüreceğim’ diyor bir yandan sürekli sigara içen taksicim. Zaten insem orada nereden, nasıl araba bulacağım. ‘Birden burası da çok kalabalık, benzini başka yerden alırım’ diyerek yola devam ediyor. E hani benzini yoktu?

Sonradan öğrendiğime göre, bu şekilde parayı senden alıp, sonra otele geldiğinde ‘hayır parayı ödemedin’ diyerek bir daha almaya kalkıyorlarmış. Ya da yolun ortasında bırakıyorlarmış, ‘buraya kadar’ diyerek. Nitekim o da beni otele yakın bir yerde, ‘yol kapalı’ diyerek indiriyor. Yürümeye seve seve razı oluyorum tabi!

Sabah ve akşam yaşadığım taksi tecrübesi ve şu ana kadar gördüğüm Mısır halkının sürekli seni kazıklamaya çalışan hallerine eklenince, ertesi gün artık bir tura katılacağım ve bir daha yol ve pazarlık derdine düşmeyeceğim için içimi sevinç kaplıyor bir anda!

Etrafın pisliği ve can sıkıcı bir tecrübe üzerine kendime otele atıp hızlıca bir duştan sonra yine hiç riske girmeyerek dünkü Rooftop 7000’e gidiyorum. Bu sefer en önde masama oturuyorum. Çok şanslıyım! Çünkü günlerden Cuma ve saat 18.30’da ışık şovu başlayacak piramitlerde. Ve ben de burada yemeğimi yerken karşıdan bu şovu izleyeceğim!

Gökyüzü yavaştan pembe-turuncuya dönüyor, üç piramit birer gölge gibi karşımda duruyor.

“4.500 yıldır burada aynı gün batımını izliyorlar” diye düşünüyorum. Sabah ve akşam yaşadığım tatsız taksi deneyimlerim aklımda bile yok artık. Müzenin güzelliği aklımda kalan ve bir de karşımdaki piramitler! Üstelik buradan Sfenks’i de görüyorum!

Sonra Giza Sound & Light Show başlıyor:

  • Yaklaşık 50–60 dakikalık bir ışık ve ses gösterisi
  • Sfenks konuşuyor, firavunların hikayeleri piramitlerin üzerine yansıtılıyor
  • Tarihsel bilgiler dramatize edilerek anlatılıyor

Piramitleri gece, ışık oyunları eşliğinde görmek ise; insanı gerçekten zamanın dışına çıkaran bir deneyim. Günü yine mutlu bitiriyorum…

Piramitlerde Işık Gösterisi

3. Gün – Jaz Pyramids Resort’a Geçiş (Yaşasın! Tur Başlıyor)

Bugün, Mısır maceramın ikinci ve en keyifli kısmı başlıyor.
Giza’daki bireysel keşfimden sonra artık daha düzenli, daha güvenli ve tamamen rahat edeceğim bir tura geçiyorum.

Bu yolculuğun ikinci bölümünü TourRadar üzerinden satın aldığım ve Timeless Tour tarafından yürütülen bir turla yapıyorum. Açık söylemem gerekirse Mısır gibi kaotik, kalabalık ve zaman zaman insanı zorlayan bir ülkede turla devam etmek, özellikle tek başına kadın gezginler için inanılmaz bir konfor sağlıyor.

Sabah tur liderim beni Comfort Sphinx & Pyramids Hotel’den alıyor ve bu gece konaklayacağımız Jaz Pyramids Resort’a doğru yola çıkıyoruz.
Araca bindiğim anda gelen o his var ya…
“Artık yalnız değilim.”
İşte o his, bu yolculuğun gidişatını tamamen değiştiriyor.

Jaz Pyramids Resort – Turun İlk Konforlu Molası

Otele varır varmaz ilk dikkatimi çeken şey: sakinlik.
Bir gün önce sokaklarda yaşadığım kaotik enerjiyle kıyaslayınca burası adeta bir vaha gibi.

Kliması çalışan geniş bir oda, sıcak bir duş, büyük bir yatak…
Gerçekten dinlenmek için ihtiyacım olan her şey var.
Öğleden sonrayı tamamen dinlenerek geçiriyorum. Uykumu topluyorum, biraz yazı yazıyorum ve enerjimi tazeliyorum.

Akşam olduğunda otelin açık büfe restoranına iniyorum.
Normalde 35 dolar olan akşam yemeği, tur üyelerine özel olarak 26 dolar.
Yemekler oldukça lezzetli, çeşit bol ve en önemlisi günün yorgunluğunu atmaya yardımcı olacak kadar sakin bir ortam var. Yemeğin sonunda da taze hurma yiyorum. İlk defa tadıyorum yeşil küçük hurmaları. O kadar hoşuma gidiyor ki, çantama da koyuyorum bir avuç, ertesi gün yollarda atıştırırım diye… ( Hurma konusunu ilerleyen yazılarda yine hatırlayacağız :))

Akşam Ash ile Tanışmadan Önce Karşıma Çıkan Sürpriz — Bir Dans Festivali Provası

Ash ile saat 21.00’de yapacağımız toplantıya gitmeden önce, otelin içinde yürürken kendimi tamamen beklemediğim bir atmosferin içinde buluyorum.

Otelin içindeki bir salondan yüksek sesli müzik geliyor.
Kapısı açık salonun içinde bir grup erkek, bizim “göbek havası” dediğimiz tarza yakın Mısır şarkılarıyla prova yapıyor.
Ritim öyle tanıdık, öyle enerji dolu ki, hemen içeriye atıyorum kendimi.

İçeri doğru göz attığımda ise ne görsem? Yüzlerce rengarenk dansöz kostümü!
Her biri adeta bir sanat eseri gibi…
Türkiye’de bugüne kadar hiç görmediğim kadar farklı modeller, neon renkler, pullar, payetler, saçaklar, altın işlemeler…

Bir yandan dans ediyorlar, bir yandan ciddi ciddi satış yapıyorlar.
stüdyosu içi hem prova stüdyosu hem mağaza hem de festival alanı. Ama beni festivale almıyorlar, özel bir etkinlikmiş!


Bu ülkede sıradan bir yürüyüş bile kültür, müzik ve kaosun iç içe geçtiği bir sahneye dönüşebiliyor.

Bu keyifli sürprizden sonra Ash ile buluşmak için başka salona doğru ilerliyorum.

Saat 21.00 – Mısırolog Ash ile İlk Buluşma

Akşam saat dokuzda lobiye iniyorum ve burada hem tur liderimiz hem de Mısır tarihinin yaşayan ansiklopedisi olan Mısırolog Ash ile buluşuyoruz. Bundan sonra yola onunla devam edeceğiz.
Kendisi o kadar bilgili, sakin ve güven veren biri ki birkaç dakika içinde “Tamam, bu tur çok güzel geçecek” hissi içime yerleşiyor.

Ash bize:

  • Turun tüm programını
  • Ekstra gezileri
  • Hangi gün nerede olacağımızı
  • Nelere dikkat etmemiz gerektiğini tek tek anlatıyor.

Bu sırada grubun diğer üyeleriyle de tanışıyoruz.
Kanada’dan, İskoçya’dan, İngiltere’den, Tayland’dan, Hollanda’dan gelenler, Nepalli ama Amerika’da yaşayan bir çift… Daha ertesi gün katılanlar da olacak. Toplam 18 kişi olacağımızı söylüyor Ash…
Herkes o kadar güler yüzlü, o kadar sıcak ki daha ilk akşamdan “Galiba çok güzel arkadaşlıklar olacak” diyorum içimden.

Nitekim, sonraki günlerde gerçekten de öyle oluyor.
Bu turdaki insanlarla unutulmaz dostluklar kurdum. Hepsi Mısır deneyimimi daha keyifli, daha güvenli ve çok daha özel hale getirdi.

Aynı Mısır Turunu Denemek İsterseniz: TourRadar Linkim & İndirim Kodum

Benim gibi Mısır’ı hem güvenli hem konforlu şekilde gezmek isterseniz, aşağıya tur linkimi bırakıyorum.
Aynı turu aynı organizasyonla satın alabilirsiniz.

🔗 Tur linki (TourRadar üzerinden): Aynı turu yapmak ya da tur hakkında detaylı bilgi almak istersen buraya tıkla!
https://www.tourradar.com/t/45553?utm_source=partner-fatospur&utm_medium=ambassador&utm_campaign=sharetour

💸 İndirim kodu: FatmaP50
(Bu kodla satın alırken ekstra indirim kazanıyorsunuz.)

 Ash’in Verdiği Altın Değerinde Uyarılar

Ash’in bilgilendirme toplantısının en önemli kısmı ise, Mısır’da dikkat edilmesi gerekenler üzerine yaptığı çok net ve çok hayat kurtarıcı uyarılardı.

Ash özellikle şunların altını çizdi:

  • “Asla musluk suyu içmeyin.”
    Diş fırçalarken bile şişe suyu kullanmamızı söyledi. Mısır’da musluk suyu mideyi çok kolay bozabiliyor.
  • “Satıcılarla göz göze gelmeyin.”
    Bu cümlesi hepimizi güldürdü ama çok gerçek:

“Eğer bir satıcıyla göz göze gelirseniz, geçmiş olsun—kurtulamazsınız.”
Göz teması bile “ben seninle pazarlık yapıyorum” olarak algılanıyor.

  • “Bana sormadan kredi kartıyla alışveriş yapmayın.”

“Mısır’da POS makinelerine bir sıfır eklemek çok kolaydır.”

Bu yüzden nerede kart kullanılabileceğini, hangi dükkanların güvenilir olduğunu sadece onun söylemesini istedi.

  • “Telefonunuzu kimseye vermeyin.”
    Fotoğraf çektirmek için bile:

“Birine telefonunuzu verirseniz, size geri vermek için para isterler.”
Bu durum özellikle turistik bölgelerde çok yaygınmış.

Ash’in bu uyarıları bizi korkutmak için değil, hazırlıklı olmamız için…
Ve gerçekten sonraki günlerde gördüm ki her biri birebir doğruymuş.

Bu yüzden tur rehberinin varlığı burada sadece bir “konfor” değil, bazen tam anlamıyla bir “güvenlik kalkanı” haline geliyor.

Mısır kolay bir ülke değil.
Ama doğru rota ve doğru organizasyonla…
Hayatının en etkileyici seyahatlerinden biri oluyor.

Bazı ülkeler gezilir.
Bazıları yaşanır.

Mısır onlardan biri. Dördüncü gün ve sonrası ilerleyen yazılarımda… 🙂

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.