Baharın kendini hissettirdiği şu günlerde, canınız şöyle enfes bir Tekirdağ köftesi çektiyse size önerim, haftasonunda günübirlik bir gezi ile Tekirdağ’a bağlı Şarköy ve sahildeki güzel köyleri ziyaret etmeniz olur. Lezzetin yanında, aynı zamanda bahar kokuları arasında tarihi köyleri içine alan ve keşfedilmek üzere bekleyen Miras Yolu, size hafta içinin yorgunluğunu ve stresini attıracak belki de en güzel rotalardan biri…

Nedir bu Miras Yolu?

Tekirdağ Belediyesi bundan bir kaç yıl önce, Şarköy ilçesine bağlı birbirinden güzel ve tarihi beş köyü içeren; Uçmakdere köyünden başlayıp Gaziköy, Güzelköy, Eriklice ve Tepeköy’ü de içine alan bir güzergah boyunca tarihi ve kültürel değeri olan yerleşimleri kapsayan Miras Yolu projesini hayata geçirmeye başladı.

Gaziköy (Ganos) ve Hoşköy (Hora) yerleşimlerinin eski isimlerinin birleşimiyle, Ganohora adı verilen bu bölgede yer alan beş köy, tarihte önemli roller oynamış, mübadele tarihine kadar da Rumların ve Türklerin birlikte yaşadığı yerlermiş. Geçmişi milattan önce 2000’lere kadar giden Helenistik ve Bizans döneminde en parlak yıllarını yaşayan köylerde, ağırlıklı olarak bağcılık, tütün ve ipekböceği yetiştiriciliği yapılıyormuş.

Gaziköy (Ganos) özellikle Bizans döneminde şarapları ile ün kazanırken, bu yörede yapılan anforalar da tüm Akdeniz yöresinde kullanılmış. Buradan denize açılan ticaret gemileri, bir yandan Karadeniz’e, diğer yandan Marsilya’ya kadar uzanan limanlara, bölgenin en önemli iki mahsulü olan şarap ve zeytini amforalar yoluyla götürüyorlarmış.

Yüzyıllardır belki de denizde olan amforalar, bugün evlerde testi olarak kullanılıyor. Mürefte, Hoşköy, Gaziköy’deki kazılarda çıkan amforalar da bu bölgenin Anadolu’daki ilk şarap üretim bölgesi olduğunun ve hatta milattan binlerce yıl önce bile bölgede şarap üretimi yapıldığının ip uçlarını veriyor.

Aynı zamanda Mürefte, Eriklice, Tepeköy ve Hoşköy, Lale Devrinin ‘Küçük İstanbul’u imiş. Büyük gül ve lale bahçelerinin bulunduğu köyler, o dönmlerde önemli ticaret ve eğlence merkeziymiş.

Bu verimli topraklarda 1923 yılındaki mübadeleye kadar, Rumlar ve Türkler bir arada yaşamışlar. Köy evlerinde bugün hala o yılların etkisi görülmekte. Yüze yakın altı taş, üstü ahşap olan evler ile kiliseler, camiler, hamamlar, manastırlar, çeşmeler ve taş köprü işte bu ‘Miras Yolu’ projesi ile koruma altına alınmış. Sadece koruma değil aynı zamanda köylerde kurulan restorasyon atölyelerinde, tüm bu tarihi eserlerin onarımları da yapılmakta.

Ne mutlu ki, sadece yapılar değil, aynı zamanda unutulmaya yüz tutan değerler de korumaya alınmış bu proje ile… İpekböcekciliği, bölgenin yeme-içki kültürü, bağ bozumu gibi kültürel miraslar da yaşatılarak, bundan sonraki nesillere çok değerli bir armağan bırakılacak.

Uçmakdere, Gaziköy, Güzelköy, Eriklice ve Tepeköy’ü içeren Miras Yolu üzerinde aynı zamanda, Uçmakdere Yamaç Paraşütü Pisti ile Ganos Dağı yürüyüş (trakking) parkuru oluşturulmuş. Ekoköy haline getirilmesi hedeflenen bölgede, mübadele yıllarının çok iyi anlatılabilmesi için bir de Mübadele Müzesi kurulacak.

Köylere Nasıl Gidilir?

İstanbul’dan araba ile erken saatlerde yola çıkarsanız, yaklaşık üç buçuk saatte, Tekirdağ iline bağlı bu sevimli köylere varmanız mümkün. Uçmakdere ile başlayan yolun Şarköy’e kadar uzanan kısmı 30 kilometre civarında. Özellikle Uçmakdere yolları oldukça virajlı ve zigzaglar çizerek devam ediyor. Bu yüzden köylere varış hızını biraz daha azaltacağını söylemem gerek.

Otobüs ile gitmek isterseniz de, İstanbul’dan Şarköy ve Tekirdağ’a gün içerisinde neredeyse saat başı otobüsler kalkıyor. Buradan da Şarköy minibüsleri ile tüm bu köylere gitmek mümkün.

Şarköy, İğdebağları, Eriklice, Mürefte, Gaziköy, Güzelköy, Tepeköy ve Uçmakdere köylerini tamamını gezmek isterseniz belki bir gün yetmez, bu yüzden programı bir haftasonu olarak düşünmek daha uygun olur.

Şarköy ve Mürefte, diğer köylere göre elbette daha gelişmiş ve özellikle yaz aylarında, deniz turizmi de olduğundan oldukça kalabalıklaşıyor. Şarköy, Tekirdağ merkezine yaklaşık 90 kilometre uzaklıkta bir sahil kasabası ve sahilindeki denizkızı heykelini neredeyse simgesi olmuş. Kaymakam, Cennet yolu ve Kovalık gibi mavi bayraklı plajları ile günden güne büyüyen Şarköy, aynı zamanda ülkemizin en uzun sahillerinden birine de sahip.

Liman girişindeki harika Atatürk Parkı, değirmen ve Don kişot heykeli de Şarköy’de gezilecek yerlerden bazıları… Tabi sokak aralarındaki, hala eskiye sadık kalarak yaşayan halkın günlük yaşamını da atlamak olmaz.

Mürefte, Şarköy’e 13 kilometre uzaklıkta ve sahilindeki küçük bir meydan, balık restoranları ve Türkiye’nin şarap üretiminin yaklaşık %30’unu içeren bağcılığı ile dört mevsim de ziyaret edilebilecek bir belde. İsmini çiçek anlamına gelen Mirfeyton’dan aldığı söyleniyor. Aynı zamanda egeye inenlerin de mola yeri olan belde, neşeli ve güleryüzlü halkı ile de oldukça keyifli.

Ülkemizin ilk şarap müzesinin de bulunduğu beldenin haliyle üzümleri pek meşhur. Kutman Şarap Müzesi, yedi kuşaktır buralı olan Kutman ailesinin sahipliği ile şarap tarihini anlatıyor. Beyaz üzümlerde Semilyon, Yapıncak, kırmızı üzümlerde ise Gamay, Şensu, Papazkarası üzümleri en bilinen çeşitleri. Sadece üzüm değil, aynı zamanda zeytin ve kiraz da bölgenin değerli diğer ürünleri.

Uçmakdere Köyü, benim en sevdiğim köy diyebilirim. Rumlardan kalma tipik evlerde yaşayan ve her yere çiçekler eken yöre halkı, köyü adeta bir çiçek bahçesine dönüştürmüş. Köyün Rumca  adı “Avdimio”, anlamı ise “hoş yer”! Mübadele döneminde burada yaşayan Rumlar Yunanistan’a, Selanik’teki Türkler de Uçmakdere ‘ye göç etmişler.

Ganos Dağı eteklerinde yer alan köyde, on adet de anıt ağaç bulunmakta. Hem tepelerden yamaç paraşütü, hem de sahilinde piknik yapılan köy, yine bölgenin en kaliteli üzümlerini de yetiştiriyor. Hatta Rumların yaşadığı dönemlerde çavuş üzümünün Amerika’ya buradan gönderildiğine dair resmi kayıtların olduğu da söyleniyor.

Köy meydanında kurulan tezgahlarda, ev eriştesi, köy tarhanası, köy ekmeği, ıhlamur, adaçayı, sarı kantoron, üzüm pekmezi gibi organik köy ürünleri satılıyor. Uçmakdere balı ise son dönemde adını daha sık duyurmaya başlamış.

İğdebağlar köyü, Şarköy’e beş kilometre uzaklıkta. İğde ağaçları ve üzüm bağları ile dolu olmasından dolayı bu adı almış ama zamanında buralarda Araplar da yaşadığı için Araplı olarak da anılmakta. Her evin deniz manzaralı olduğu köyde, bugün maalesef pek genç nüfüs kalmamış.

Eriklice köyü, yine denizi, üzümü, balığı ve zeytini ile ünlenmiş. Cam gibi denizi, temiz havası ve Şarköy’e yakınlığı dolayısıyla diğer köylere göre daha bilinir olmuş.

Hoşköy ise, Şarköy’e 16 kilometre uzaklıkta ve hem tarihi, hem de doğal güzelliği ile yerli, yabancı pek çok ziyaretçi alıyor. Köy girişinde yer alan ve Osmanlı padişahı Abdülmecit tarafından Fransızlara yaptırılan, yirmibeş metre yüksekliğindeki Hora Feneri her geleni karşılayan tarihi bir yapı. Özellikle fotoğrafçıların Uçmakdere ve Hoşköy’ü pek seveceğine eminim.

Gaziköy, eski adı ile Ganos olan ve Miras Yolu projesi dahilindeki çok küçük bir köy. Hem güzel bir plaj, hem de dağ manzarası ile gelenleri kendine hayran bırakıyor.

Güzelköy ise, köyler arasında en iyi korunan Osmanlı Köyü denilebilir. Buradaki pek çok yapı da yine Miras Yolu kapsamında restore ediliyor.

Miras Yolu Neler Sunuyor?

Bir yandan berrak denizi, tarihi köyleri, yöresel lezzetleri, diğer yandan da son derece sıcakkanlı halkı ile bu rota en azından bir haftasonu ziyaretini fazlasıyla hak ediyor. Özellikle Ağustos- Ekim ayları arasında bağlarda yapılacak bir gezinti ile butik şarap üretimlerini görebilirsiniz.

Kasım ayları ise, artık zeytin toplama vakti demek. Oldukça zor olsa da, son derece keyifli bu etkinliklere katılmak mümkün. Yine sonbaharda yapılan salça, tarhana, erişte yapımı, sebze ve tütün kurutma işlemleri özellikle fotoğrafçıları köye çekiyor.

Köyler arasındaki yolda, yol boyunca karşınıza çıkacak olan ahşaptan yapılma balıkçı dalyanları özellikle yine fotoğraf sevenlerin tercihi. Fotoğrafçılar dahil pek çok kişinin başka bir tercihi ise ay ışığında yakamoz turu. Şarköy’den kalkan teknelerle bu doğa olayına şahitlik edebilirsiniz.

Sahilde sörf ya da Ganos dağı’ndan yamaç paraşütü ise biraz daha adrenalin severlerin alternatifi. Lezzetli balıkları ve deniz ürünleri ise herkesin burayı tercih etmesinin belki de ana sebebi…

Dönerken Yanımızda Ne Götürelim?

Doğanın cömert davrandığı bu topraklardan elbette üzüm, şarap ve zeytin ilk başta alınması gereken ürünler olabilir. Ama diğer yandan ev eriştesi, Kızılcık tarhanası, Kızılcık reçeli, peynir ve peynir helvası da almak isteyeceğiniz ürünler. Bağlardan toplayacağınız üzümleri de unutmamak gerek tabi…

Her mevsim ayrı bir güzelliği olsa da, ağaçların çiçek açtığı ve mis gibi kokularını etrafa saldığı bu bahar günlerinde, bozulmamış bir doğal güzellik içindeki tarihin köylerin havasını solumak isterseniz, miras yolu köyleri size bekliyor. Haftaya tazelenmiş başlamak için hemen yanıbaşınızdaki bu köyler, hoş sohbetli halkı, sahili ve unutulmaz lezzetleri ile en iyi alternatif olur.

 

 

 

 

 

 

CEVAP VER