Nakuru Gölü inanılmaz manzaralarla bizi uğurlarken, Masai Mara yoluna doğru yola çıkıyoruz. Sırada Nairobinin yaklaşık 100 kilometre kuzey batısındaki Naivasha Gölü var. Bugüne kadar ki safari deneyimimizden farklı bu gezi olacak bu sefer. Bir kano ile göl üzerinde, Kenya’nın bizim için yeni olan canlıları ile tanışacağız.

Arabamızdan inip, can yeleklerimizi giyip gölde safari yapacağımız bota doğru yürüyoruz.

İngiltere ile Güney Afrika arasında çalışan Imperial Havayollarına ait deniz uçaklarının Nairobi ve Kisumi yolcularıyla posta için durakladığı bu bölgeye Masailer, aniden çıkan fırtınalar yüzünden ‘hırçın su’ anlamına gelen Naivasha (Navaşa okunuyor) adını vermişler.

Göl kenarları verimli toprakları ile pek çok hayvana ev sahipliği yapıyor.

İngilizlerin sömürge döneminde, sakin bir yaşam için tercih edilen Naivasha bölgesinin keyfini bugün 3. ve 4. Kuşak mzungular yani Kenyalı beyazlar sürüyor. Bu bereketli topraklar 999 yıllığına beyazlar tarafından kiralanmış. Göl kenarındaki arazilerde olağan üstü doğa güzellikleri var. Kenya’nın en büyük tarım arazileri Naivasha’da, hatta Avrupa’ya ihraç edilen güller bile bu topraklarda yetişiyor.

Zebralar da göle güzelliğini katan canlılardan biri…

Minik Naivasha şehrine adını veren büyük göllün yanında, bir küçük, bir de krater gölü daha var. Krate gölü alkali olmasının sonucu yeşil renkte. Kıyı boyunca zebralar, antiloplar, zürafalar, devekuşları gibi pek çok hayvan bot gezilerine eşlik ediyor.

Gölde bot ile safari yaklaşık bir saat sürüyor. Sazların, pembe , mor çiçeklerin arasında süzüle süzüle gidiyor botumuz. Bir yandan dingin suya yansımalar, bir yandan suyun üzerindeki nilüfer ile fotoğraf için eşsiz kareler sunuyor.

Safari sırasında bu sefer size hipopotamlar yani su aygırları eşlik ediyor. Suyun içinde sakin sakin durduğuna bakmayın, kızarsa son derece tehlikeli olabiliyor. Tabi bu bilgiyi sonradan öğreniyoruz. Bot gezimiz sırasında sağdan soldan çeşit çeşit hipopotam fotoğrafı çekiyoruz.

Sadece kafaları yaklaşık 450 kilo civarı olan su aygırları, sadece göz ve burun kısımları dışarıda kalacak şekilde suda duruyorlar. Aynı zamada pembe sümüksü bir sıvı çıkararak, vücutlarının geri kalanını sudan korumuş oluyorlar. 10 dakika rahatça su altında kalabilen su aygırları çoğunlukla akarsuyun zemininde yürüyor ya da kendilerini suyun taşıma gücüne bırakıyorlar. Anlayacağınız ömrünü su içinde geçiren, adını sudan olan hipopotamlar son derece kötü yüzücüler.

Muhteşem bir doğa ve çok huzurlu bir gezinin mutluluğu ile… 🙂

Göldeki bot gezisi sırasında en ilgi çekici deneyimimiz balık kartalı oluyor. Bot sürücümüz motoru durduruyor ve bizden sessizlik rica ediyor. Sonra ıslık çalıp göle balık atmasıyla gökyüzünde bir kartal beliriveriyor. ‘Balıkçıl Kartalı’ adı verilen bu kartal türü, şimşek gibi henüz suya düşen balığı ayakları kapıp, aynı hızda yok oluyor. O kadar hızlı ki fotoğraf çekemiyoruz ve bot sürücümüzden bunu tekrarlamasını rica ediyoruz. Biz bu fotoğrafı çekene kadar, kartalın karnı epeyce doyuyor.

Gezi sırasında rehberimiz, başrollerini Robert Redford ile Meryl Streep‘in oynadığı ve yedi dalda Oscar almış Out of Africa filminin 1985 yılında Naivasha Gölü’nde çekildiğini anlatıyor. Gerçekten çok severek izlediğim bu filmin adeta bir parçası gibi hissediyorum o anda kendimi…

Büyük Yarık Vadisi (Great Rift) içindeki Naivasha’da bir diğer görülmesi gereken yer Longonot Dağı. 2780 metre zirvesiyle, Kilimanjaro’ya tırmanmak isteyenlerin antreman parkuru diyebiliriz. Dokuz kilometre uzunluğunda ve yaklaşık beş saat süren yürüyüşü biz gerçekleştirmedik.

Naivasha civarinda görülecek bir diğer yer ise Hell’s Gate National Park. Burada safari ya da bisiklet turları yapılabiliyor. Longonot Dağının püskürmesiyle oluşan Hell’s Gate Gorge’da da trekking yapanların tercihi ve burada çadır konaklama da mümkün.

 

CEVAP VER