Mütevazı Denizli ve Koyun Atlatma Festivali

Gerek ülkemizde, gerekse dünyamızda bilmediğimiz ve aklımıza da gelemeyecek ilginçlikte bir sürü festival var. Dünyamızdakiler artık biraz daha bilinir hale geldiyse de (Yanan Adam, Domates atma, Peynir yuvarlama, Bebek üzerinden atlama,v.s. festivalleri gibi), ülkemizdekilerin henüz çok bilindiğini düşünmüyorum. Aslında bu festivalleri takip etsek, belki de bir günü boş geçirmeyebiliriz.

Biz de Pegusus Havayolları kampanyasından yararlanarak, yaklaşık 10 ay öncesinden gidiş-dönüş 74 tl. vererek, bu ilginç festivallerden birini izlemek ve fotoğraflayabilmek için Denizli’ye bilet aldık. Bu festivalın adı : Koyun Atlatma Festivali.

8 asırdır bir gelenek olan sudan koyun atlama, Denizli’nin Çal ilçesinden her yıl Ağustos ayının son haftasonunun da artık bir festival olarak karşımıza çıkıyor. Tabi her festival gibi, bu festivalin de bir efsanesi var. Söylentiye göre Karakoyunlu’lardan biri yöreye yerleşen Oğuz Beylerinden birine çoban olur. Zamanda içinde beyin kızına aşık olur ve babasından ister. Malum, kızını çobana vermek istemeyen bey, işi yokuşa sürmek adına çobana yapamayacağını düşündüğü bir şart koşar. 3 gün boyunca koyunlara su içirmeyip, sadece tuz yedirecek, 3 günün sonunda ise yine su içirmeden Büyük Menderes Nehri’nden karşıya geçirecektir. Ancak çoban imkansızı gerçekleştirir ve koyunları karşıya geçirmeyi başarırmasına rağmen, bey sözünde durmaz. Kızını çobana vermeyince, kızı aşkından yataklara düşer ve ölür. Çoban ise kendini dağlara vurur.

Bu efsaneye göre, yöre halkı , çoban ve bey kızının aşkına saygıdan, asırlardır koyunları sudan geçirme festivali düzenler. Şimdi ise, koyunların başarısı çobana olan sevgi ve sadakatlerinin bir göstergesidir. Lider koyun çobanı, diğer koyunlar ise onu takip ederek karşı kıyıya geçmeye çalışır. Bu sırada koyunlar rengarenk boyanır ve ortaya neşeli görüntüler çıkar.

İnternetten alınan bir festival fotoğrafı
İnternetten alınan bir festival fotoğrafı

İşte bu görüntüleri yakalayabilmek için biz de gidelim dedik. Ülkemizde son aylarda peşpeşe verdiğimiz şehitler yüzünden yöre halkı ve Belediye Başkanı hassas davranarak, festivalin eğlence kısmı iptal etmiş. Haftasonu da, 30 Ağustos Zafer Bayramına denk gelince, festivali de bir hafta öne çekmişler.

Bu durumda festivali görme şansımız olmadı ama hem festival konusunda epey bilgilendik, hem de Denizli ve Pamukkale ilçelerini ve antik kentleri gezdik. Pamukkale’nin ünü dünyaya taşmasına rağmen, Denizli’nin de gezilip, görülecek çok yanı olduğunu öğrendik.

Denizli’nin bunca cevheri olmasına rağmen, bu mütevazi duruşu bizi şaşırttı. Kısaca bilgi vermem gerekirse Denizli’ye ait bir çok gelenek UNESCO Dünya Mirasları Listesi’nde somut olmayan kültürel mirasının temsili bir listesi içinde yer alması için teklif verilmiş durumda.

(Somut Olmayan Kültürel Miras çalışmaları öncelikle bu mirasın aktarılmasında taşıyıcı işlevi gören dil desteğinde sözlü gelenekler ve anlatımlar (destanlar, efsaneler, atasözleri, masallar), gösteri sanatları (Karagöz, meddah, kukla, halk tiyatrosu), toplumsal uygulamalar, ritüeller ve şölenler (doğum, nişan, düğün, nevruz), doğa ve evrenle ilgili bilgi ve uygulamalar (geleneksel yemekler, halk hekimliği, halk takvimi, halk meteorolojisi) ve el sanatları geleneği konularını kapsamaktadır. )

İl Kültür ve Turizm Müdürü Mehmet Korkmaz’ın yayınladığı bilgiye göre Denizli’de hangi öğeler UNESCO Somut Olmayan Kültürel Mirasının Temsili listesi için teklif edildi?

  •  Yaşayan İnsan Hazinesi Hayri Dev – Kültürel mirasımızın bazı unsurlarını yeniden yaratmak açısından bilgi ve donanıma sahip olan 7 kişi içerisinden yer alan Hayri Dev’e “2008 Yılı Yaşayan İnsan Hazinesi” olarak ilan edilmiş, geleneksel kültürümüzün önemli kollarından biri olan “Çam Düdüğü” alanında yurt içinde ve yurt dışında çeşitli çalışmalar yapmıştır.
  • Zeybeklik Geleneği – Erkekler tarafından oynanan halk oyunlarıdır.
  • Yarenlik Geleneği – Acıpayam ve Çameli köylerinde, kırda ya da evlerde toplanan arkadaşların ‘üç telli’ denilen cura ve ‘çam düdüğü’ (sipsi) ile müzek de yaptıkları eğlence ve sohbet geleneğidir.
  • Çalgı Yapımcılığı – Acıpayam, Beyağaç, Çameli, Kale, Tavas İlçeleri ve köylerinde yaygın olarak yapılan “çam düdüğü – sipsi” yapımı
  • Sudan Koyun Atlatma Geleneği – Çal ilçesi Aşağıseyit Köyü’nde 8 asırdır yapılan bir gelenek
  • Denizli Keşkeği – Haşlanmış koyun veya keçi eti ile haşlanmış ve dövülmüş buğdayın karıştırılarak tereyağı ile servis edilmesi şeklinde yapılan keşkek yemeği, özellikle Babadağ İlçesinde her yıl Eylül ayının ilk haftasında Geleneksel Keşkek Günü etkinliği ile yaşatılmaktadır.
  • Bardakçılık ve Çömlekçilik – Serinhisar İlçesi’nde, yörede bulunan kırmızı topraktan yapılan testi, toprak bardak, v.s. yapımı
  • Terakota Sanatı – Tavas ilçesi Medet Köyü’nde Necip Savcı tarafından yapılan geleneksel seramik sanatı
  • Tel Kırma Oyası – Yine Tavas İlçesi’nde, altın, gümüş gibi metal tellerin kumaş üzerine , herhangi bir kesici kullanmadan işlenmesidir.
  • Boğaz Havaları Geleneği – Çameli İlçesi’nde Yörükler arasında yaygın olan, el parmaklarını boğaza bastırarak değişek sesler çıkararak türkü söyleme şeklidir.
  • Eren Günü Etkinlikleri – Beyağaç İlçesi Sandraz Dağı, Çiçekbaba zirvesine yakın bölgedeki Kartal Gölü çevresinde yaklaşık 7 asırdır yöre halkı tarafından yapılan Yörük-Türkmen Kültürüne özgü Eren Günü ritüeli yapılmaktadır. Eren günü, 1994 yılından bu yana Beyağaç Belediyesi tarafından festival olarak düzenlenmektedir.
  • Yatağan palası – Acıpayam ilçesi, Yatağan Beldesi’nde 1400’lü yıllardan beri yapımı devam eden Pala yapımcılığı geleneği, Yatağan Palası ve “Yatağan” olarak da bilinen kendine özgü bir kılıçtır.

İşte bunca meziyete rağmen bu kadar sessiz, sedasız duran Denizli bizi oldukça şaşırttı. Festivali göremesek de, neler olmuş biraz öğrendik. Şehitlerimiz için saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasından sonra, geleneğin bozulmaması adına kendi aralarında toplanan 39 çoban tarafından koyunlar nehre getirilmiş ama bir çoğu suya atlamamış. Çobanlar, koyunların hüznü hissetlerini ve mutsuz oldukları için atlamadıklarını söylemişler. Ödül töreninin de olmadığı etkinlikte, çobanlar birbirlerine teşekkür ederek günü bitirmişler.

Denizli Görülecek Yerler :

Denizli, Ege bölgemizde, Babadağ’ın eteklerine kurulmuş, hem turizm, hem de tekstil açısından oldukça gelişmiş yeni bir şehir. Denizli horozu pek meşhur. Horozunun neden meşhur olduğunu merak ettik. Tarihçe olarak pek bilen yok ama uzun ötüşü ve sağlıklı görüntüsü yüzünden ünü yurt dışına taşmış.

Horozu kadar, bornozu da meşhur Denizli’nin… Dünya’da tekstilin en önemli başkentleri arasında. Ayrıca Serinhisar ilçesi de Türkiyenin leblebi ve leblebi ürünleri ihtiyacının %85 civarını karşılamaktadır.

Denizli’nin meziyetleri saymakla bitmiyor. Bana gore en ilgi çekici yanlarından biri de, yeni bir şehir görüntüsünün altında yatan aslında bir çok antik kent oluşu.

Ayrıca Çivril ilçesindeki Beycesultan Höyüğü Denizli şehrindeki antik kentlerdir. Bunlardan Hierapolis, Laodikeia, Thriepolis UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne giren antik kentlerden.

Pamukkale ise  ününü  ise dünyaya taşırmış durumda. Aynı zamanda o da UNESCO Dünya Mirası listesinde olan Pamukkale travertenlerini görmeye, Japonlar başta olmak üzere akın akın turist geliyor. Ne yazık ki, zamanında iyi bakamamaktan ve suyunu boşa harcamaktan şu anda çok az suyu kalsa da, bir doğa harikası olarak ününü korumaya devam ediyor.

Pamukkale travertenleri

Karahayıt, hemen Pamukkale’nin ilerisinde 58 derece kaynak suyu veren, hem suyu hem de kumu oldukça şifalı bir başka termal merkez. Adını kırmızı toprağından alan ‘ Kırmızı Su’ bu termale verilen isim. Ege Üniversitesi Hidroklimatoloji Enstitüsünün vermiş olduğu rapora göre içerdiği zengin mineralleri ile eşsiz bir sağlık kaynağı.

Karahayıt Kırmızı Su

Keloğlan ve Kaklık mağaraları ise mutlaka görülmesi gereken diğer turistik yerlerden. Bunların yanı sıra Denizli’nin Buldan ilçesi ürettiği birbirinden güzel el dokumaları ile dünyaca ünlü. Gezimiz sırasında, el tezgahlarının artık yerini makinalara bıraktığını görünce epey üzüldük. 80 yaşındaki son tezgahçıyı bulup konuşmak, biraz biraz hüzünlendirdi. ‘Ben ölünce devamı yok!’ diyor…

Denizli Buldan el tezgahı

Denizli hakkında öğrendikçe şaşkınlığım daha da arttı. Hani derler ya ‘10 parmağında 10 marifet’, böyle tanımlayabiliriz Denizli’yi.. Bunca hünere rağmen mütevazi bir güzel…

Denizli’de ne yenir?

Etkileyici bir kültürel mirasa sahip olan Denizli’ye sabah saatlerinde indik. Oldukça rötarlı geldiğimiz için öncelikle nerede ne yenir araştırmasına girdik. Denizli’li tanıdıklardan bazı tavsiyeler aldık. Kahvaltı için Yatağan yolu üzerinde mantarcılar ve çeşidi bol kahvaltı veren yerler olduğunu öğrendik. Ancak tam o yol üzerindeyken, telefonumuz çaldı ve Değirmen Alabalık Tesisleri’nde kahvaltımızın hazırlandığını söylediler. Arabayı tam tersi istikateme çevirip tesisi bulduk. Neredeyse bir orman için cennet bahçesi! Alabalık havuzları, kapalı mekanın bir yanına kurulmul olan akvaryumlu tropik bahçe ve şelaleleriyle, Denizli’nin içinde bir vaha çıktı karşımıza. Sahibi Ali Bey, bizi çok güzel ağırladı. Vakit az, görecek çok yer olduğundan, hızlı davranıp, Pamukkale’ye doğru yola koyulduk. Ama bu arada, Kaleiçi’nde Kebapçı Enver’de mutlaka tandır ve Buldan’da simit ve tahinli pide yenmesi gerektiğini de öğrendik. Aynı zamanda Goncalı köyü, çöp şişi ilk bulan yermiş. Gezimizin sonunu orada enfes bir çöp şiş ve pirzola ile tamamladık.

DSC_0143

Denizli’nin meşhur lezzetleri :

CEVAP VER