Karadeniz bölgemizi gezi listesine eklemeyen sanırım yoktur. Dillere destan yeşili, yazın bile yağan yağmuru, fındığı, turşusu, lahanası derken daima gezilmesi gereken yerler listesindedir. Ama bilindik rotaların aksine, bir de gizli bir cevher ki, bir göreni kendine aşık edip defalarca gitme, hatta oradan hiç ayrılmama isteği yaratır. İşte Ordu, festivalleri, şelaleleri, yaylaları, göz alabildiğine yeşil hatta koyu yeşil mavi ladin çam ormanları ve kendine has lezzetleri ile defalarca ziyareti hak eder.

Tokat, Sivas, Samsun ve Giresun tarafından çevrelenmiş Ordu’nun geçmişi, M.Ö. 4. yüzyıla kadar dayanıyor. O tarihlerde, halk arasında Bozukkale olarak bilinen bölgede ‘Kotyora’ (Kut Yöresi) adıyla kurulmuş. Zaman içinde, Perslerden, Pontus Krallığına, Roma İmparatorluğundan, Anadolu Selçuklu Devletine ve Osmanlı İmparatorluğuna kadar bir çok medeniyete ev sahipliği yapmış bu bereketli topraklar. Bugün ise zengin doğal güzellikleri, kendine has Karadeniz mutfağı ve özellikle de yayla turizmi açısından yerli-yabancı tüm gezginlerin göz bebeği.

Şehirde konaklama için çok alternatif var. Sahili bir başka güzel, tepeler bir başka. Ama benim tercihim Boztepe’de kalmak oldu. Konakladığım Akamoy Boztepe Oteli muazzam konumu, samimi bir karşılama ve muhteşem kahvaltılarıyla iyi bir tercihti. Sabah inanılmaz bir gün doğumuyla, bir yandan uçsuz Karadeniz’e karşı Ordu’yu kuşbakışı seyretme, diğer yandan ise sisli bir görüntüyle karşıki dağları ve köylerde bacasından dumanı tüten köy evlerini izleme şansım oldu.

Boztepe-Ordu

Boztepe, aynı zamanda teleferikle Ordu’ya bağlanıyor. Yaklaşık 10 dakika gibi süren keyifli bir geziyle Ordu’yu tepeden de görme şansına sahip olabiliyorsunuz.

Teleferik-Boztepe

Tabi Ordu’yu tepeden başka bir yolla da görmek mümkün Boztepe’de. Yamat paraşütü son yıllarda epey gözde olmuş ve bu konuda daha fazla turisti de kendine çekeceğe benziyor Ordu.

ŞELALELER ŞEHRİ ORDU

Ordu’nun meşhurları saymakla bitmiyor. Dereleri, yaylaları, festivalleri, lahanası derken şelalelerini de atlamamak lazım. Yol kenarlarında rastlayacağınız mütevazı şelaleler olduğu gibi, Türkiye’nin en uzunları arasında sayılanlarını da görmek mümkün. Karaoluk Köyü’ndeki Çiseli Şelalesi, bir yerden sonra yürüyerek, kenarlarında yabani dağ çileklerinin olduğu patika yollardan ulaştığınız bir doğa harikası.

Karaoluk-Ciseli-Selalesi

Aybastı Uzundere Şelalesi ise 250 metrelik ihtişamıyla Türkiye’nin en uzun şelalesi unvanını alıyor. Ulubey ilçesindeki Ohtamış Şelalesi ise 30 metre yüksekliği ile Karadeniz’in en büyük şelalesi olarak geçiyor.

Uzundere-Selalesi-Aybasti

Zengin turizm potansiyeline sahip ilde, şelalelere ulaşım aynı zamanda  trekking imkanı tanırken; kıyı, yayla turizmi, yamaç paraşütü gibi etkinliklere imkan sağlayacak doğal güzellikler de mevcut.

DOĞAL GÜZELLİKLERİ KORUYAN KALELER

Ordu’ya uzaktan bir bakış attığınızda adeta tüm dağlar ve yaylalar yeşil bir örtüyle kaplanmış gibi gelir size. Göller ve şelalelerle tamamlanan, sanki bir yağlı boya tablo bekler sizi. Sonsuz yeşilin, sonsuz maviyle buluşmasını anlatır yaylalar kıvrıla kıvrıla süzülen mendereslerle. Dağ taş fındık ağaçlarıyla kaplı, geri kalan alanları ise mavi ladin çam ağaçları kaplamış. Akasya ağaçları ise hem mis gibi bir koku, hem de zengin aromalı bal sunmuş yöre halkına.

Gölköy’e bağlı bir krater gölü olan Ulugöl, koyu yeşil rengine yansıyan ulu ağaçların görüntüsüyle karşılar ziyaretçilerini. Tabiat Parkı ilan edilen 26 hektarlık bir alan, özellikle sonbaharda içerdiği bin bir renk ile tam bir görsel şölen sunar. Parkının içinde, sazlıklarla kaplanmış iki tane de küçük göl bulunur.

Ulugol-Ordu

Fatsa’ya bağlı Gaga Gölü ise nilüferlerle çevrilmiş, etrafındaki yamaçlara kurulmuş küçük köylerle bir başka güzellik sunar. Örencik köyü sınırları içinde ve etrafı fındık bahçeleriyle kaplı göl, bir çok bitki ve hayvan türünü barındırıyor.

Gaga-Golu

Asarkaya Kent Ormanı, Ünye’ye bağlı, özellikle bir çok kuş türüne ev sahipliği yaptığı için kuş gözlemcilerinin tercihi. Aynı zamanda mesire yeri de olan ormanda doğa yürüyüşleri de yapılmakta.

Bence bütün bu güzellikler bir yana Ordu’yu anlatan en büyük özellik yaylaları. Türklerin Ordu topraklarına ilk girdiği nokta olan Aybastı’ya bağlı Perşembe Yaylası, içinden geçen 38 kilometrelik menderesleriyle, uçsuz bucaksız bir görüntü sergiliyor. Bir eşi daha olmayan Perşembe Yaylası Menderesleri‘nin bir dünya mirası olarak korunması amacıyla tescil işlemlerinin son aşamada olması son derece sevindirici bir haber. Üzerlerinde otlayan kuzular, adeta dekoru tamamlamış.

Aybasti-Persembe-Yaylasi

1105 tarihinde yaz aylarında bu yaylada Danişmendoğlu Beyi Emir Danişmend Gazi komutasındaki 6 bin kişilik bir ordu ile Trabzon Devleti’nin 70 bin kişilik büyük gücü arasında çok şiddetli bir savaş olduğu da bilinmekte. Her yıl temmuz ayında yayla şenlikleri yapılır ve şenliklerde çeşitli yarışmalar, folklor gösterileri, konserler, sosyal ve kültürel etkinlikler, güreş müsabakaları, at yarışları gibi etkinlikler düzenlenmekte. Yaylada aynı zamanda, eşsiz güzelliğe sahip tabiat harikaları, tarihi eserler ve alanlar da var. Kümbetler, Çiseli Şelalesi, Karga Tepesi bunlara örnek.

Tarihte Milattan önceki tarihlerde yaşayan insanların madencilik yaptığına dair izler bulunan Çambaşı Yaylası, Karadeniz’in en önemli yaylaları arasında. Deniz seviyesinden 1850 metre yükseklikteki yayla, yeni bir sektöre kucak açmış ve kışın kayak turizmi yapma hazırlıkları içinde. İçinde birkaç tane de alabalık tesisi var. Yayla olmasına karşılık, biraz daha yapılaşmış ve arkadaki karlı dağların önünde Kabadüz ve köylerinin görüntüsüyle , gün batımında kızıl bir gökyüzüyle başka bir görünüme bürünüyor.

Cambasi-Yaylasi

Keyfalan Yaylası, Argın Yaylası ve Korgan Yaylası da Ordu’nun güzelliğine güzellik katan doğa harikaları. Elbette yayla turizmi için büyük önem taşıyan bu yayları da korumak ve yapılaşmaya karşı önlem almak, gelecek nesillere bu güzellikleri bırakılmak adına çok önemli.

Geçilmez Kanyonu ve Kabadüz Ablak Taşı ise, tarifi mümkün olmayan bir güzellik. İki bin sekiz yüz metre rakımda, iki yüz metrelik kanyona karşı, alabildiğine çam ormanları ve papatyalar arasında, sadece kuş sesleri ile şehrin bütün yorgunluğunu atmak mümkün.

Ablak-Tasi-Ordu

Ordu’daki kaleler ise, sanki bu güzellikleri korumak istercesine dizilmiş. Ünye Kalesi, Doğu Karadeniz kıyısında zincirleme bir şekilde inşa edilen Bolaman Kalesi, Kurul Kalesi, Cıngırt Kaya Mezarları, adını veren Cotyora Kalesi, 1997 yılında UNESCO tarafından Dünya Antik Eserler Listesi’ne alınan Gölköy Kalesi adeta Ordu’nun muhafızları.

Unye-Kalesi-Ordu

Perşembe ilçesinin 15 kilometre batısındaki Yason Burnu ise, yerli yabancı bir çok turistin ziyaret yeri. Birinci derece arkeolojik, ikinci derece doğal SİT alanı olan bölgede, çok eski tarihlere kadar bir çok medeniyetin yaşadığı bilinmekte. Dünyaca ünlü Argonot efsanenin geçtiği yer olarak kabul edilmiş. Burnun en ucunda Deniz Feneri ve 1869 yılında yapılmış Yason Kilisesi bulunur. Buraya sadece gün doğumu ve batımını izlemek için bile gelenler var.

Yason-Burnu

ÖZEL BİR BUCAK YEŞİLCE

Mesudiye ve Çambaşı arasında çağdaş bir bucak olan Yeşilce’nin özelliği biraz ilginç. İlkokulu olmayıp, üniversitesi bulunan bucağı anlatan Yeşilce kitabında temel ilkeleri sevgi, hoşgörü, dayanışma, çağdaşlık, bilimsellik ve bölgesel bütünlük olarak sıralanıyor. 500 yıla dayanan geçmişiyle, bugün Ordu’nun modern yüzü olarak karşımıza çıkıyor. Adını Atatürk’ün koyduğu Yeşilyurt mahallesinde bütün evlerin kapılarında Atatürk posteri ve Türk bayrağı olması da ayrıca gurur verici.

Yesilce-Ordu

Yeşilce’de 1988’den beri düzenlenen festivallere dünyanın her yerinden turist akın ediyor. Özellikle de Vosvosluların en gözde festivallerinden Yeşilce Kültür ve Yayla Şenlikleri.  Şenlik Yeşilce`nin merkezinde başlıyor uçsuz bucaksız yeşilin hakim olduğu yaylalara kadar uzanıyor. Genç yaşlı herkesin dilinde aynı sözcük, amaç dostluk ve dayanışma, bağları güçlendirip gelecek kuşaklara aktarmak. Yörenin turizm için pilot bölge seçilmesi sayesinde son bir kaç yıldır yapancı turistler içinde yaylalar uğrak yeri haline gelmiş.

Yesilce-Ordu

Ordu, Orta ve Doğu Karadeniz bölgelerinde toprağı olan ve her iki bölgeye ait bir il olarak geçmekteyse de hemen hemen bütün kültürel özellikleriyle Doğu Karadeniz Bölgesi’ne ait bir il. Bağlama, kemençe, davul – zurna, davul – gırnata gibi çalgılar ve bunlarla oynanan halk oyunları da Ordu’nun sizi karşılayan güzelliklerinden.

Ordu-Halk-Oyunlari

ÇVENEBURİ KÜLTÜRÜ VE KABAKDAĞ KÖYÜ

Fatsa’ya bağlı Kabakdağ köyü, organik tarımla beraber eko turizm çalışması yapan tek köy. 1877 Osmanlı- Rus savaşı sırasında Gürcistan’dan göç eden Çveneburi halkı bu köye yerleşmiş ve o gün bugündür gelenekleri hiç bozmadan bu köyde yaşamaya devam ediyorlar. Kendilerine has 110 çeşit yemek türü bulunan köy halkı, ‘ev-otel’ dedikleri bir pansiyonculuk türü başlatmışlar. İster evin tamamını, isterseniz de odasını kiralamanız mümkün. Evde aileyle beraber kalıp, onlarla yaşayıp, yiyerek bu kültürü tanıma şansı doğuyor. Organik tarım konusunda başarılı olan halkın yerel dili, ‘bizce’ anlamına gelen ‘ Çvenebura’. Altı tane ev orijinal haliyle korunuyor ve müze ev olması yolunda çalışmalar da sürmekte.

Kabakdag-Koyu-Fatsa

Ordu’da ne yenir? derseniz, tipik bir Karadeniz mutfağı karılar sizi. Bu güzel beldenin ne lezzetlerini, ne de güzelliklerini anlatmaya ne kelimeler yeter, ne de yazmaya kalemler… Görmek ve yaşamak lazım.  Bu yüzden yolumuzu mutlaka Karadeniz’in bu eşsiz şehrine çevirelim ve özellikle yaz döneminde yayla şenliklerini kaçırmayalım.

Bizler Ordu Valiliği davetiyle, Orduda Zaman Projesi dahilinde bu güzellikleri görme şansına sahip olduk. İşte bu harika gezinin organizasyonunu yapan, harika görüntülerle bu videoyu çeken ve hazırlayan gezgin arkadaşımız Gezginin Ayak İzleri blogundan Orduda Zaman videosu…

CEVAP VER