Kendini kendine saklamış, geleneksel kültürü gündelik yaşamına aktarmış, etrafına Toroslar’ı alıp içine bir çanak gibi yerleşmiş… Elmalı, Anadolu kültürünün bütün özelliklerini yansıtırken güzelliklerini turizm çığırtkanlığı yapmadan mütevazı bir şekilde geliştirmiş.

Antalya’ya bağlı olan Elmalı, merkezden iki saat uzaklıkta. Elmalı Dağı, Beydağları, Tilkicik Tepesi ve Topdağı Tepesi adeta birer muhafız olmuş bu sakin beldeye. Neredeyse 1200 metre yükseklikte yer almasıyla da yaz aylarında güneyin sıcağından kaçanların adresi olmuş. Elmalı Köyü’nde yollar pırıl pırıl parke taşlarla döşenmiş. O kadar temiz ki gerçekten bal dök yala! Parke taşlı yola eşlik eden tahta korkuluklar, zarif bir sanatla işlenmiş sokak lambaları, ahşap süslemeli konaklar ve köy evleri sizi hemen etkisi altına alıveriyor.

Tarihe baktığınızda burası antik çağda Likya olarak tanımlanan bölgenin kalbi. Likyalılar denizi keşfetmelerinin ardından başkent yaptıkları Xantos’a (Bugünkü Patara) kadar bu bölgede yoğun olarak yaşamışlar. Karaburun, Semayük, Karataş ve Kızılbel anıtsal mezarları M.Ö. 5-6. yüzyıla ait Likya özelliği taşımakta. Bölgeye Türklerin yerleşmesi ise 11. yüzyılda başlamış. 12. yüzyılda Antalya ile Aydın arasında iki bin Yörük çadırının olduğu bilinmekte.

Bugün Bayraktepe Seyir Terası’nda 16 Türk boyunun bayrakları ile o dönemler hatırlanmakta ve yeni nesillere öğretilmekte. Selçuklu Devleti ve Teke Beyliği’nden sonra Yıldırım Beyazıt zamanında Osmanlı topraklarına katılmış Elmalı… Elmalı Müzesi’nde ilk günlerden bu yana yapılan arkeolojik kazılar sonucunda gün ışığına çıkarılan birçok tarihi eserle ile ilgili harika bir sunum söz konusu.

Sedir ağaçlarıyla ünlü
Bu güzel ilçenin ağaçları gibi ormanları da ünlü. Sedir ormanları, Beydağları’nın en yüksek zirvesi olan Kızlar Sivrisi’nin yamaçlarını kaplıyor. Sedir ağacı dayanıklılığı nedeniyle özellikle gemi ve ev yapımında yüzyıllardır kullanılmakta. Neredeyse 16 bin hektarlık bir alanı kaplayan Çığlıkara Ormanı bir tabiat koruma alanı. Elmalı-Finike sınırında yer alan orman, nadir görülen ağaçların yetişme alanı. Bu ormanın da özelliği dünyadaki en kaliteli sedir ağaçlarına sahip oluşu.

Bu belde, dağları, ormanları, ovaları ve gölleriyle yağlıboya tablo gibi manzaralar sunuyor. Kızlar Sivrisi, 3086 metre ile Bey Dağları’nın en yüksek zirvesi. Buraya gitmenin en güzel yolu da Avlan Gölü‘nden geçiyor. Göl, suya yansıyan dağ manzaraları ile çok güzel fotoğraflar veriyor. Avlan gibi karstik olan diğer göl, Baranda Gölü.

Etkinlikler yıl boyu sürüyor
Bugün yağlı güreş dediğimizde aklımıza Edirne-Kırkpınar geliyor öyle değil mi? Halbuki bu ata sporu 1353 yılından bu yana Elmalı Yeşilyayla Yağlı Güreşleri ile geleneksel kültürün bir parçası olmuş. Her yıl Recep Gürbüz Güreş Sahası’nda düzenlenen etkinliklere yaklaşık 600 güreşçi katılıyor. Bu yıl 667. kez düzenlenecek olan festival 6-7-8 Eylül tarihinde gerçekleşecek.

Pekmez Şenliği, Elmalı’da yağlı güreşlerin yapıldığı hafta gerçekleşen bir diğer etkinlik. Pekmez köpüğü içme geleneği bu şenliklerle yaşatılıyor. Abdal Musa Şenlikleri ise haziran ayının ilk haftasında Tekke Köyü‘nde düzenleniyor. İlk olarak 1983 yılında yapılan şenliklere elma bahçelerinin arasından giderek oldukça güzel manzaralar da görüyorsunuz. Eylül ayında ise Elmalı Yeşilyayla Yağlı Güreşleri’nden hemen önce, deve kervanından, kepenekli çobanlara kadar Yörük kültürünün yaşatıldığı temsili bir Yörük Göçü etkinliği de düzenleniyor.

Yörük kültürü hakim
Yapılan kazılarda ortaya çıkan ve orijinali Antalya Müzesi‘nde olan tanrıça Leto heykelinin kıyafetlerinden de anlaşıldığı gibi bölgede Yörük kültürü hakim. Yüzlerce yıl boyunca burada yaşayan Yörüklerin desen ve renkleri bugünkü sanata ve şenliklere yansımış. Bakırcılık, demircilik, kuyumculuk, halı ve kilim dokumacılığı, taş işlemeciliği, kahve değirmeni ve ahşap işçiliği ilk sırada gelen el sanatları ve örneklerini Elmalı Çarşısı’nda bulmak mümkün.

Keçi kılından dokunan, geometrik figürler ve kelebek motiflerinin ağırlıkta olduğu kilimler ise Selçuklulardan miras. Elmalı halkı çoğunlukla adından da anlaşılabileceği gibi meyve yetiştiriciliği özellikle de elma ve üzüm ile geçimi sağlıyor. Türkiye’deki elmanın yüzde 12’si burada üretiliyor. Dolayısıyla meyvenin yanında meyve suyu ve şarap üretimi de Elmalı’nın bir diğer geçim kaynağı. Likya şarapları, tarihten gelen lezzeti tüketicilerine sunuyor.

Evliya Çelebi de yazmıştı
Yıllar öncesi yolu buradan geçen Evliya Çelebi bakın Elmalı’yı ve beldenin isminin nereden geldiğini nasıl anlatmış:

“Bu sahranın doğusundan çıkıp geçit vermez. Sesinden insanı dehşet alır: Bir mağara kapısından çıkıp Elmalı şehri altından akar Konya Gölü ne karışır. Bu göl bazı seneler taşıp Elmalı sahrasında bütün mahsulleri mahveder. Bu suyun çıktığı yerde Ömer Paşa bir saat uzunluğunda duvar yapmıştır. Birçok köprüler vardır. Bazen bu Seddi dahi aşar. Köprüden geçip bir çeyrek saatte Elmalı şehrinin bağ ve bahçeleri içinden geçtik. Bu şehrin kuzeyindeki tepede görünür mağaralar vardır.

Teke Beyi oğulları zamanında bu mağaranın yerinden (Almalı yeniden almalı) diye ses işitilir. Hiç kimse yıllarca bu mezarı açmaz. Yakup Germiyan oğlunun İshak Fakif adlı bir hocası bu mezar dibinde bir erbain çıkarır. Kadir gecesi dere altın ve gümüş ırmak gibi akar. Teke Beyi oğluna öşrünü verip ve (Almalı) diye diye bütün Elmalı halkı Tekebay iken Elmalı Bay olup şehrin adı Elmalı kalır.”

Yazı için: https://www.sabah.com.tr/turizm/2019/02/10/sedir-ormanlarinin-golgesinde-elmali

FATOŞ PUR Seyahat Haberleri

Giriş Tarihi: 10.2.2019

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here