Görsel internetten alınmıştır...

Önümüzdeki günlerde bir Sicilya düğününe katılacağım. Haliyle hazırlıklar başlarken her ne kadar daha önceden gittiysem de ham hafıza tazelemek için, hem de daha farklı neler yapabilirim diye eski defterler, notlar, fotoğraflar yeniden döküldü önüme… Sonra yazılarıma bir de baktım ki Sicilya’ya haksızlık etmişim aslında kısacık geçmekle… Söylenecek, anlatılacak o kadar çok şey var ki bu kültür mozaiği, kendine münhasır adada… Hızlıca geçtiğim kara şehir Katanya hakkında bile söylenecek çok şey var!

Sicilya, asırlar boyunca değişik uygarlıkları misafir etmesinden ötürü tam bir mozaik! En büyük etkileri de sanırım deprem, Etna, bir de Araplar yapmış Avrupa’nın bu en büyük adasına…

Avrupa’nın en büyük aktif yanardağı Etna, kara şehir Katanya (Catania), göz bebeği Taormina ve diğer barok şehirler… Corleone kasabasından mafya hikayeleri… Sicilya farklı yönleriyle yüzyıllar boyunca gezginlerin, sanatçıların, şairlerin ve filozofların dikkatini çekmiş ve belli ki çekmeye de devam edecek.
“Sicilya’yı görmeden İtalya’yı görmek, İtalya’yı hiç görmemektir!” demiş Goethe, İtalyan Günlükleri isimli kitabında… Ben de bir İtalya aşığı olarak bunu es geçemezdim elbet! O yüzden eşimle beraber düştük yollara.

İçinde aktif bir yanardağ barındıran Akdeniz’in en büyük adası, İtalya’nın güney eteklerine kurulmuş, mafya hikayeleriyle ünlenmiş, barok şehirleriyle diğer Akdeniz adalarından ayrılmış. Tabiri caizse nev-i şahsına münhasır bir yer olmuş.

Sicilya belli ki bu hüznünü tarih boyunca yaşadığı acılardan almış. Etna, 1669’da şiddetli bir patlamayla şehri lavlarla örtmesinin ardından, sinsi sinsi her an atak yapmaya hazır. Nitekim üst üste yaşanan patlamaların etkisiyle, Katanya siyah bir tülle örtülmüş gibi… Üstüne üstlük 1693 yılında yaşanılan büyük bir depremle de neredeyse tüm ada yerle bir olmuş. 17. Yüzyılın yıkıcı etkisinin ardından, 18. Yüzyılda gerçekten küllerinden yeniden doğmuş Sicilya, hem de ne doğuş!

Kara Şehir Katanya’da Gezilecek Yerler

Katanya, İstanbul’dan iki saatlik bir uçuş! Adada gezmenin en güzel yolu araba kiralamak, çünkü mesafeler çok uzak ve yeterli ulaşım sistemi yok. Biz de varır varmaz arabamızı almak için havalimanın içindeki kiralama şirketine geldik. Gitmeden önce rezervasyonumu yapmıştım bir Fiat mini olarak. Ama ilk hayal kırıklığım onun yerine Opel Corsa vermeleri oldu. Ben ‘mini’ hayali ile geldim giyerek ısrar kıyamet Fiat Mini’ye çevirtebildim, hem de bej rengine… 🙂

Ancak 40 avroya kiraladığımız arabaya 80 avro ekstra sigorta parası istediler. Biraz saflığımıza geldi. Çalınma v.s. deyince korktuk ve ödedik ama siz siz olun sakın tongaya düşmeyin, gerek yok! (Ama kalbinizin de sesini dinleyin tabi!)

Ancak Katanya’yı gezmek isterseniz havalimanından şehre gidip, gezip, bir gece konaklayıp ertesi gün aracı almak belki daha akıllıca. Çünkü benim gibi ‘havaalanından araba alıp, Katanya’da park edip gezeyim’ diye düşünürseniz yanılırsınız. Katanya’da arabanın çalınma riski çok yüksek olduğu için, kiralama şirketi bizi orada park etmememiz konusunda uyardı. Bu durumda risk almayı tercih etmeyip, kara şehir Katanya’yı hızlıca geçtik. Önerim, zaten bir günün yeterli olacağı Katanya’da gezip, arabayı orada bir noktadan teslim alıp yola devam etmek. Hatta turistik trenle iki saatte şehri gezme imkanı var.

Katanya’nın ara sokakları…

Geçerken çok kısa da olsa şehre bir göz atıverdik. Gerçek İtalyanların toprakları olan bu şehir Etna’nın külleriyle biraz griye hatta siyaha boyanmış. Hem grinin, hem de barok stilin etkisiyle, beklediğim renkli Akdeniz köylerinden ziyade, gelir gelmez hüzünlü ve karamsar bir hava buldum bu adada…

Katanya, Etna Yanardağı’nın eteklerine kurulmuş ve lav taşından yapılmış şehir, adı üstünde kara! Şehrin sahillerindeki tüm kayalar aslında lavlarla şekillenmiş. UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki Duomo katedrali ve meydanı, Fontana dell’Elefante (Fil Çeşmesi), Ursino Kalesi, Greek Amfi Tiyatrosu, Antik Roma kalıntıları ve San Nicolo Manastırı şehirde görülecek yerler arasında.

Etna manzarasının hakim olduğu şehrin doğusu ise İyonya Denizi ile çevrilmiş. Aslında adanın en hareketli şehirlerinden biri burası… Katanya herkes için sanatsal ve tarihi harikalar ile dolu. Asırlar boyu iz bırakan tüm medeniyetlerin izini şehirde görmek mümkün.

Bir yanda kestane, fındık, meşe, çam, kayın ağaçlarından oluşan göz alabildiğine bir yeşillik, diğer yanda turkuazdan safire mavinin tonlarıyla boyanmış bir deniz… Tabi plajlardaki siyah lavlardan oluşan kumlar, Katanya şehrinin hüzünlü havasını tamamlar nitelikte…

Katanya için ‘depremden önce ‘ ve ‘depremden sonra’ olarak iki dönemden bahsetmek yanlış olmaz. Depremden sonra 18. Yüzyılda küllerinden yeniden doğuştan tam nasibini almış Katanya! Siyah lav taşları ile yapılan binalara hatta yerlere bile Barok tarzının güzelliği eklenmiş. Duomo Katedrali bu mimarinin en güzel örneklerinden biri. Roma döneminden kalan binalardan geri kazanılmış malzemelerle yeniden inşa edilmiş şehir… Mesela avluları süsleyen mermer sütunlar gibi…

M.Ö. 200 yılında Romalılar tarafından yapılan tiyatro o dönemlerde 15 bin kişiyi ağırlıyormuş ama ne yazık ki bu tiyatronun da büyük bölümü depremle yok olmuş.

Kilisenin yanı sıra görkemli Piazza Duomo (Duomo Meydanı) , Palazzo Senatorio ve kentin sembolü olan Fontana dell’Elefante’nin (Fil Çeşmesi) etrafı zarif ve asil binalar ile çevrilmiş.

Kartaca uygurlığını hatırlatan Mısır’ın dikilitaşı ve üzerindeki tamamı lavlardan yapılmış fil heykeli bu adadaki zıtlıkların en güzel örneklerinden biri bence…

Görsel internetten alınmıştır…

Katanya’nın sembolü çeşmedeki fil, 1735 yılında tamamı Etna dağının lavları kullanılarak yapılmış. Çeşmenin altı ise mermer. Sol alttaki taçlı heykel Sicilya’nın nehirlerinin kralı. Çeşmenin dört yanındaki melekler ise yiyecek dağıtıyor, yani bolluk ve bereket… Söylentiye göre filin poposunu öpen Katanyacayı bülbül gibi konuşurmuş 🙂

Görsel internetten alınmıştır…

Üniversite Meydanı’nın ortasında yerde  de aynı şekilde fil resmi yapılmış. 

Castello Ursino yani Ursino Kalesi 1200’lü yıllarda yapılmış, 1500’lerde restoraston geçirmiş. Eskiden deniz kenarındaymış ama Etna’nın lavları ile deniz dolunca kale geride kalmış. Ve 1693 depreminde yıkılmayan tek yapı.

Etna Hem Alıyor, Hem Veriyor

Avrupa’daki en büyük aktif volkanlardan biri olan Etna, Katanya’nın hemen kuzeyinde yer alıyor. Bu dağ yaşıyor, nefes alıyor ve her uyandığında kıpkırmızı ateşli akan lavlar, her seferinde dağın profilini değiştirerek eski akıntıların üzerini örtüyor.

Yükseklere çıktıkça manzara değişiyor. Çam ormanları, siyah lavlar ve kraterlerle farklı görüntülere bürünüyor. Meyve bahçeleri, portakal ve limon bahçeleri, meşe ve görkemli kestane ağaçları, bereketli bağlar ve kayın ağaçları yanardağın toprağa kattığı mineraller ile verimli topraklarda büyüyor. Hepsi dağın çeşitli ve eşsiz güzellikteki ortamlarına katkıda bulunuyor.

Zirvede ise hiçbir şey hayatta kalamıyor, sadece göz alabildiğine uzanan lav çölü! Kraterin etrafında görülen yaygın bir siyahlık! Dağlardan denize giden bu panorama belki de her gün şekil değiştiriyor Etna’nın keyfine göre…

Etna’nın etekleri, trekking ve ata binmek isteyenler içinde imkanlar sunuyor. Katanya’nın parkları kuş gözlemcilerinin de tercihi. Serçeler, akbabalar ve altın kartallar volkanın yukarısındaki gökyüzünde uçarken, ördekler ve diğer su kuşları, parkın tek su havzası olan Gurrida Gölü‘nün sularında yaşıyor. Simeto Deltası bir başka mükemmel kuş gözlem yeri. Burada leylekler, deniz kargaları, şahinler ve balıkçıllar kışı geçirmek için yuva yapıyorlar.

Etna’daki mağaralar bir zamanlar sığınak ve mezar olarak kullanılmış, bugün ise turizm merkezi. Lamponi, Tre Livelli, Gelo ve Palombe Mağaraları en ünlüleri.

Etna’nın gün doğumu için Katanya’dan turlar kalkıyor. İsteyenlere yarım gün ya da tam günlük turlar da var. Tam günlük turlarda 3000 metredeki zirveye çıkıp krateri görüyorsunuz. Tabi ki rehber eşliğinde!

Kış mevsiminde gelirseniz Etna kayak tatili de yapabilirsiniz. Bembeyaz karların altından yer yer gözüken simsiyah lavların oluşturduğu görüntüyü hayal edebiliyorum… Üstelik deniz manzarası eşliğinde!

Deniz Keyfi İsteyenlere de Plaj Var

Denizden çıkan muazzam, mitolojik kayalar ile çevrili Riviera dei Ciclopi yani Ciclopi Plajı da bu şehirde görülmesi gereken yerlerden. Denizdeki kayalar biraz İzlanda’dakileri hatırlattı bana…

Görsel internetten alınmıştır…

Katanya’nın kuzeyine uzanan Riviera dei Ciclopi, plaj isteyenler için bir alternatif. Çok yakın zamana kadar izole, fakir balıkçı köyleri iken turizm ile şimdi adanın en gözde plajlarından.

Plajların birçoğu kayalık olsa da yüzmek için tercih eden çok. Bölgedeki restoranlar, barlar, gece kulüpleri ve konaklama alanları da plajın hareketliliğini destekliyor.

Kıyı, adını denizden yükselen siyah kayalardan daha doğrusu katılaşmış lavlardan alıyor. Efsaneye göre , Odysseus’un kaçmasını durdurmak için Cyclops, Polyphemus tarafından siyah kayalar atılmış bu sahile… Dalga ve yelken sörfünden, dalışa kadar pek çok su sporu imkanı da var bu sahillerde…

Katanya’da Ne Yenir?

İşte geldik bence gezilerin en olmazsa olmazı ‘ne yenir?’ kısmına! Katanya mutfağı Sicilya’daki en lezzetli mutfaklardan biri. Ada olmasının hakkını vermiş Katanyalılar! Deniz ürünleri Sicilya mutfağının en önemli ve geleneksel gıdalarından biri.

Frutti di mare (deniz mahsulleri) salatası, ahtapot ve karides, marine edilmiş masculini, tipik pişmiş toprak kavanozlarda (cugnetto) tuzlanmış sardalye, biberli çiğ deniz meyveleri ve taze limon ile servis edilen kabuklu deniz ürünleri ve deniz kestanesi buranın başta gelen yiyeceklerinden. Özellikle dev kılıç balıklarının her çeşit yemeği yapılıyor.

Şehirdeki ‘Pesceria’ yani balık pazarı muhakkak ziyaret edilmeli! Kefal, kılıç balığı, tarak ve sardalye, kızarmış deniz mahsulleri arasında en çok tavsiye edilenler. Sparacanaci, Calabria soğanları eşliğinde kefal balığı kızartması en tipik lezzetlerden biri.

Görsel internetten alınmıştır…

Balık pazarını Oya’nın bu videosundan canlı canlı izleyebilirsiniz…

Sebze ve hakiki peynirlerle birlikte sunulan ızgara sığır eti de deniz mahsulleri kadar tavsiye ediliyor.

Pecorino peyniri İtalya’nın meşhur peyniri burada da son derece lezzetli tabi ki…

Oldukça ilginçtir ki kokoreç İtalya’da sadece burada yeniliyor hatta belki de tüm Avrupa’da sadece burada!

Catanese mutfağının en tipik özelliği kızarmış pilav topları yani ‘arancini’! Tercihinize göre içine, sebze, et ya da balık da eklenebiliyor. Tabi ki Arapların çok etkisinde kaldıkları için burada hemen her yemekte bildiğimiz Antep fıstığını ekliyorlar.

Tatlılar ise tüm İtalya’da olduğu gibi burada da bir efsane! Burada tatlı yapmak demek sanat yapmakla eş değer…

Cannoli, Sicilya’dan doğan bir tatlı! Çıtır çıtır kızartılmış bir nevi hamurdan külah, Ricotta peyniri ile dolduruluyor. Bitter çikolata, şekerlenmiş meyve parçaları veya ince kıyılmış antep fıstığı ile de süsleniyor. Daha önce İtalya’nın çeşitli yerlerinde yediğim ve sevmediğim cannoliiyi burada tadında, öncekilerin bu işi gerçekten bilmediğini anladım 🙂

Sicilyalı cassate, badem ezmesi üzerinde meyveler, Monaca kurabiyesi, nuga torroncini ve Santa Agata kuru üzümleri adanın en bilinen tatlıları.

Tabi ki İtalyan dondurması ve Etna’nın buzlarından yapılan ‘Granita’, badem, limon, portakal, çikolata, dut, şeftali ve kahve gibi lezzetlerde, özellikle iki porsiyon kremayla birlikte muhteşem!

Gelo di Melone’ yani kavunlu dondurma Sicilya’daki en popüler lezzetler arasında. Ancak  Sicilya yazının tartışmasız kraliçesi granita. Granita, yarı dondurulmuş ve Etnadan gelen buzla yapılan bir tatlı. Sicilya’da gerçek geleneğe göre sabah kahvaltısının bir parçasıymış. Bir zamanlar taze ekmekle servis ediliyormuş, şimdilerde ise gündüz, gölgede, kumsalda veya şehirde serin bir akşam yürüyüşü sırasında tadını çıkarabilirsiniz.

Görsel internetten alınmıştır…

Eminim pek yakında gideceğim Sicilya seyahatimden sonra kara şehir Katanya’ya pek çok not ve hatıra ilave ederek dönmüş olacağım. O halde detaylar da bu geziden sonra gelecek… Şimdilik Katanya’dan kısa kısa notlar böyle… 

2 Yorumlar

  1. Açıkçası Sicilya’yı ben sevmiştim,güney batı kıyılarını bir de çizmenin ucu ile ada arasında kalan adaları görmek isterim bir sonraki seyahatimde… Sicilya’da bir hafta dolu dolu geçirmek gerekir…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.