Sabaha karşı birde uyanıp gecenin üçünde özel korumalı konvoyla Abu Simbel tapınağına gittikten sonra cruise gemimize dönüşümüz öğleden sonrayı buluyor. Yeni rotamız: Kom Ombo Tapınağı

Gemiye varmadan önce yine gerçek yaşamın olduğu mahallerin arasında geçiyoruz. 5000 yıl önce bu kadar ileri bir medeniyete sahip bir ırkın bugün bu şartlara yaşadığını görmek üzücü!

Bir kahve molası için duvarları rengarenk boyanmış, tam da Instagramlık bir yerde mola veriyoruz. Burası aslında bir çöl! Ash’in söylediğine göre burada ‘serap’ görülüyormuş. Biz epey baktık ama sarı çöl kumundan başka bir şey göremedik 🙂

Dönüşümde odamda bir süpriz beni bekliyor: Havlularan yapılmış bir fil yatağımın üstünde! Tatlı bir gülümseme beliriyor yüzümde.

Gemimiz limandan ayrılıp yeni durağımız Kom Ombo Tapınağı’na doğru yola çıkarken terasa çıkıyorum.

Hafif rüzgarla kıyıdan ayrılışımızı izliyorum. Yelkenlerini açmış filikalar bana hep izlediğim Mısır filmlerini anımsatıyor.

Biraz teras keyfi yaptıktan sonra yine odama çekiliyorum. Odamda çay demleyip yatağımdan kıyıları izlemek bu yolculuğumun en keyifli anlarından biri…

Kom Ombo tapınağına varışımız epey karanlığı buluyor. Buna da seviniriyorum, çünkü tapınakları gece ışıklandırması ile de görmek istiyorum.

Kom Ombo limanına yaklaşıp kısa bir yürüyüşten sonra tapınağa varıyoruz.

Yürüyüşümüz sırasında İranlı arkadaşım Eli ve aslen Nepal’li ama Amerika’da yaşayan çok tatlı bir çiftle, Mısır’da kedilerin neden bu kadar kutsal olduğu üzerine sohbete dalıyoruz. Konu bir anda tarihe kayıyor.

Onlara, Persler ile Mısırlılar arasında geçen çok ilginç bir savaşı anlatıyorum.
MÖ 525 yılında, Pers Kralı II. Kambises, Mısır’a saldırırken sıra dışı bir taktik kullanıyor. Pers askerleri, Mısırlıların kutsal saydığı kedileri bir kalkan gibi öne sürüyor. Hatta bazı kaynaklara göre askerlerin kalkanlarının üzerine kedi figürleri çiziliyor.

Mısırlılar için kedi, sadece bir hayvan değil; tanrıça Bastet’in yeryüzündeki temsilcisi. Bir kediye zarar vermek, tanrılara karşı gelmekle eşdeğer.
Bu yüzden Mısır ordusu saldırmıyor. Ok atamıyor, ilerleyemiyor.

Ve savaş…
Bu yüzden Perslerin lehine sonuçlanıyor.

Kom Ombo Tapınağı: Beden, Bereket ve Yaşam Gücü

Ash her zamanki gibi oldukça detaylı bir şekilde tapınağın bilgilerini aktarmaya başlıyor. Abu Simbel’den sonra burası insana bambaşka bir his veriyor. Orada firavunun gücü, burada ise bedenin kendisi ön planda.

Kom Ombo tapınağını diğerlerinden ayıran en önemli özellik, tamamen simetrik bir planla iki tanrıya birden adanmış olması.

  • Sobek – timsah tanrısı, bereket ve koruma sembolü
  • Haroeris (Horus’un kıdemli formu) – gökyüzü, krallık ve düzen

Tapınak, M.Ö. 180–47 yılları arasında Ptolemaios Hanedanı tarafından inşa edilmiş.
Yani Eski Mısır’ın son dönemlerinden biri.
Tapınağa girdiğinizde her şey ikili düzen üzerine kurulu:
İki kutsal oda, iki sunak, iki koridor, iki giriş…

Ama Kom Ombo Tapınağı’nı asıl ilginç kılan şey, duvarlardaki detaylar.

Antik Mısır’ın Sağlık ve Yaşam Tapınağı

Kom Ombo Tapınağı’nın duvarlarında tıbbi alet kabartmaları var.
Neşterler, forseps benzeri aletler, doğumla ve tedaviyle ilişkilendirilen figürler…

Bu yüzden burası sadece bir ibadet alanı değil; aynı zamanda sağlık, iyileşme ve bedenle barış fikrinin işlendiği bir tapınak.

Ve tam bu noktada Ash’in anlattığı çok çarpıcı bir hikaye geliyor.

Tek Kollu Tek Bacaklı Büyük Penisli Adamın Hikayesi

Kom Ombo Tapınağı’nın duvar kabartmalarından birinde, dikkatle bakıldığında oldukça sıra dışı bir figür görülüyor. Hatta Ash bize bu figürün yerini söylemiyor ve bize bu figürü bulma oyunu oynatıyor adeta…

Bu figür, tek kollu ve tek bacaklı bir adam olarak resmedilmiş.
Ama bir detay var ki hemen göze çarpıyor:
Abartılı şekilde büyük bir penisle tasvir edilmiş.

Ash’in anlattığına göre bu figür, savaşta kolunu ve bacağını kaybetmiş bir adamı simgeliyor.
Bedeninin büyük bir kısmı eksik olmasına rağmen, çok sayıda çocuk sahibi olduğu anlatılıyor. Savaşta bir kolunu ve bir bacağını kaybedince ordu ile devam ettirmeyip onu köyde bırakıyor askerler.

Birkaç yıl sonra köye geri döndüklerinde adamın bu haline rağmen bir sürü çocuk sahibi olduğunu görüyorlar. Bunun üzerine kendisinin bereketi simgelediğini düşünülüyor ve bu hikaye de tapınağın duvarlarına resmettiriliyor.

Bu anlatı, Kom Ombo’nun ruhuyla birebir örtüşüyor.

Burada verilmek istenen mesaj çok net:
Bereket, bedenin kusursuzluğundan değil, yaşam gücünden gelir!

Antik Mısır’da doğurganlık ve üretkenlik, fiziksel bütünlükten bağımsız düşünülüyor.
Sobek kültü tam da bunu temsil ediyor.
Nil gibi; bazen yıkıcı, bazen taşkın, ama her zaman hayat veren.

Bu figürün özellikle vurgulanmış şekilde cinsel gücüyle resmedilmesi de tesadüf değil.
Kom Ombo’da beden, saklanması gereken bir şey değil.
Aksine, yaşamın kaynağı olarak açıkça gösteriliyor.

Kom Ombo Neden Bu Kadar Farklı Hissettiriyor?

Abu Simbel’de taşlar konuşur.
Kom Ombo’da ise insan bedeni.

Biri firavunun tanrılarla kurduğu ilişkiyi anlatır,
diğeri halkın yaşamla kurduğu bağı.

Antik Mısır’da timsahlar Nil boyunca büyük bir tehditmiş.
Bugün bile zaman zaman görülüyorlar.
Bu yüzden Sobek kültü özellikle bu bölgede çok yaygın.
Hatta Kom Ombo’da bulunan timsah müzesindeki mumyalar bu geleneğin en güçlü kanıtlarından.

Duvar kabartmalarında Mısırlı doktorların tıbbi aletleri bile işlenmiş.
Dünyanın en eski “tıp çizimleri” burada sayılır.
Bu nedenle Kom Ombo, sadece dini değil, bilimsel açıdan da çok değerli bir tapınak. Kom Ombo, Antik Mısır’ın bir tür sağlık ve yaşam tapınağı olarak yorumlanıyor.

Timsah Müzesi: Korkulan Bir Hayvanın Tanrıya Dönüştüğü Yer

Kom Ombo Tapınağı’nın hemen yanında yer alan Timsah Müzesi, bu tapınağın neden Mısır’daki diğer tapınaklardan bu kadar farklı olduğunu çok somut bir şekilde gösteriyor. Küçük ama etkileyici bu müzede, Nil boyunca bulunmuş mumyalı timsahlar cam vitrinler içinde sergileniyor. Bazıları neredeyse bir insan boyunda, bazıları ise yavru. Hatta timsah yumurtaları ve kemik kalıntıları bile var.

Bu müze, Eski Mısırlıların timsahlarla kurduğu ilişkinin sadece korkuya değil, saygı ve dengeye dayandığını anlatıyor. Çünkü timsahlar, Sobek’in yeryüzündeki canlı temsili kabul ediliyordu. Nil taşkınlarını kontrol ettiğine inanılan Sobek, hem yok edici hem de hayat verici bir güçtü. Bu yüzden timsahlar öldürüldüklerinde bile sıradan bir hayvan gibi gömülmüyor, özenle mumyalanarak tapınağa yakın alanlara defnediliyordu.

Kom Ombo’da Sessiz Bir An: Üç Kadın, Bir Duvar

Tapınağın içine girdiğimizde fark ettiğim ilk şey, duvarlara dönük şekilde duran üç kadın oldu.
Hiç kıpırdamıyorlardı.
Sessiz, hareketsiz ve sanki başka bir zamandaymış gibi…

Yüzleri tamamen duvara dönüktü.
Konuşmuyor, bakmıyor, sadece duruyorlardı.
Gece karanlığında, tapınağın taş duvarları arasında bu sahne ister istemez biraz ürkütücü geldi bana.
Yalan yok.

Bir an kendi kendime düşündüm:
“Bunlar ne yapıyor? Ayin mi bu? Timsaha mi tapıyorlar?” 😄

Sonradan öğrendim ki Kom Ombo, bugün bile bazı yerel halk için koruyucu ve şifa verici bir mekan olarak görülüyor.
Özellikle Sobek ile ilişkilendirilen bereket ve sağlık temaları nedeniyle, tapınakta dua eden ya da içinden geçen dilekleri sessizce fısıldayan insanlara rastlamak mümkün.

Ama o an…
Bilmeden, karanlıkta, yüzleri duvara dönük üç kadını görmek, (ki bu kadınları ertesi gece Luxor tapınağında da görecektim, aynı bu şekilde!)
Kom Ombo’nun “beden, korku, yaşam ve içgüdü” temasını bana tek kelime etmeden anlatmıştı bile.

Gemimiz limandan yavaş yavaş ayrılırken terastan Kom Ombo’ya bakarken şunu hissettim:
Antik Mısır, sadece ölüme ve öte dünyaya odaklı bir uygarlık değildi.
Aynı zamanda yaşamın kendisini, tüm eksikleriyle kabul eden bir dünyaydı.

Gezgin Notu 🌍

Mısır yolculuğumun ilk kısmını bireysel, Abu Simbel, Nil Cruise ve tapınakları kapsayan bu bölümü ise TourRadar üzerinden satın aldığım ve Timeless Tour tarafından organize edilen bir turla yaptım.
Özellikle Mısır gibi karmaşık, yoğun ve zaman zaman zorlayıcı bir ülkede; iyi planlanmış bir rota, bilgili bir rehber ve güvenli ulaşım fark yaratıyor. Benim için bu tur, hem zihinsel hem fiziksel olarak büyük bir rahatlık sağladı.

Aynı rotayı merak edenler için tur bilgilerini buraya bırakıyorum:

🎟 Indirim Kodu: FatmaP50

Her zamanki gibi, bu bir “satın alın” çağrısı değil;
sadece yaşadığım ve iyi hissettiren bir deneyimin notu.
Yol kime ne zaman çağırır, bilinmez 🌿

 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.