80’li yılların sonunda Türkiye televizyonlarında gösterilen Miami Vice‘ hatırlamayan var mı? James “Sonny” Crockett ile Ricardo “Rico” Tubbs, bu şehirdeki suç dünyasıyla mücadele eden iki dedektifi canlandırsalar da, bence esas misyonları beyaz t-shirt ile kolları kıvrılmış ceketi  moda dünyasına sokmak oldu. Don Johnson‘ın oynadığı “Sonny” karakteri benim için, bronz ten ve kolları kıvrık ceket içine giyilen beyaz t-shirtler olarak kaldı.

İşin şakası bir yana, bana bu şehri tanıtan ve sevdiren dizi, aslında polisiye anlamında bir klasik olup, fon müziği ile de yıllarca akıllara kazındı.

Miami, her ne kadar Amerika Birleşik Devletleri’nin sınırları içinde olsa da, nerdeyse nüfusun yarıdan fazlasının İspanyolca konuştuğu, plajları, denizi, güneşi ve gece hayatıyla adeta bir Latin Amerika şehri. Her mevsim sıcak bir hava, deniz, güneş, bol eğlence ile sanıyorum Amerika’nın en popüler tatil beldesi. Zamanında Küba’dan kaçıp burada yaşam kuranlar, Haitililer ve Karayiplilerle alıştığımız Amerika görüntüsünden daha ziyade, Orta Amerika’da tropik bir şehir görüntüsü sergiliyor.

Alabildiğine uzanan South Beach, deniz ve kumsalın yanında, sahil boyunca dizilmiş tasarım otelleri, butikleri, restoranları ve gece klüpleriyle bu şehir, adeta 24 saat yaşıyor.

MIAMI’YE NASIL VE NE ZAMAN GİDİLİR?

Miami’ye ulaşmak son yıllarda çok kolay. Türk Hava Yolları’nın direk uçuşuyla doğrudan Miami International Havalimanı’na ulaşmış oluyorsunuz. Mevsim olarak da hep sıcak ancak, Ağustos- Ekim ayları tropik kasırgaların oldukça yoğun olduğu dönemler. Haziran ve Temmuz ise nem oranının çok yüksek olmasından dolayı, kendinizi dev bir saunaya girmiş gibi hissedebilirsiniz.

Mart-Nisan ayları üniversitelerin ara tatilllerinin olduğu dönem olduğu için, öğrencilerin yoğun olarak geldiği ve nispeten daha kalabalık dönemler. Mayıs sonu ise, ‘Memorial Weekend’ yani Amerika’daki siyah nüfusun tatil dönemi. Bu yüzden bu hafta sonuna ‘Black Weekend’ de denilebiliyor. Bu dönemde oldukça yoğun bir turist akımının ve çılgın eğlencelerin olacağını söylemek doğru olur.

Bence en güzeli, bizlerin kış yaşadığı Aralık ayından, Mayıs ayına kadar olan zaman dilimi. Mesela burası çok soğukken, yılbaşına Miami’de deniz ve güneş ile girmek iyi bir fikir olabilir.

GÜNDÜZ SAKİN GÖRÜNEN SOUTH BEACH, GECE EĞLENCENİN MERKEZİ

Miami, düz ayak bir şehir olduğu için gezmek çok kolay, ancak mesafeler birbirine uzak. Benzin de Amerika’da çok ucuz olduğu için araba kiralayarak gezmek çok mantıklı. Tabi sadece South Beach tarafında kalırım derseniz elbette arabaya da gerek yok.

South Beach; Miami Beach, Ocean Drive ve Lincoln Caddesi olarak en popüler destinasyonları içine alan bölge.

micmi-beach-florida south-beach-florida

Miami Beach, bembeyaz bir kumların okyanusla birleştiği, upuzun ve harika bir kumsal. En popüler yeri Lummus Park olan kumsalın, ilginç kuşları ve renkli cankurtaran kuleleri adeta bu kumsalın simgesi. Elinizde kitabınızla sakin sakin şezlongta uzanırken, birden ünlü bir basketbol takımının sahilden geçmesiyle bir anda sakinlik hareketliliğe dönüşebilir.

Basketbol oyuncularının arasında 10 yaşında bir kız çocuğu gibi kaldım :)
Basketbol oyuncularının arasında 10 yaşında bir kız çocuğu gibi kaldım 🙂

Ya da sakinlik içinde yatarken gözünüz sürekli geçen helikoptere takılabilir. Helikopterden gece yapılacak bir etkinliği, ya da bir firmanın reklamını adeta gökyüzüne yazılmış gibi görebilirsiniz. Aynı zamanda, okyanustaki köpekbalıklarının da gözlemcisi ve habercisi olduğu için, helikopterden gözünüzü ayırmamanızda fayda var.

miami-florida-helikopter-reklami

Gün içinde oldukça sessiz görünen South Beach, gece çılgın eğlenceye kapılarını açıyor. Şehrin en iyi gece restoranları ve gece kulüpleri burada. Adrian, Avalon, Beacon, Breakwater, Majestic gibi birçok Art Deco tasarım otelinin de sıralandığı, dünyanın her yanından lezzetler bulabileceğiniz Ocean Drive’da özellike ‘Happy Hour’ pek popüler saatler. Akşamüstü içkilerinin fiyatlarının da düştüğü bu saatlerde, farklı ikramlar ya da bayanlara ücretsiz içki gibi olasıklar da bulmak mümkün.

Lincoln Caddesi, Ocean Drive’ı kesen trafiğe kapalı ve şık restoranların olduğu bir diğer cadde. Akşam saatlerinde masaların hepsi dışarıya çıkıyor ve cadde oldukça keyifli bir eğlence sokağına dönüşüyor.

miami-lincoln-caddesi

Sahilden biraz da şehir merkezine gidelim derseniz Downtown Miami, sizi katlarını sayamayacağınız yükseklikteki gökdelenlerle karşılayacak. Sahil, deniz ve güneşin getirdiği tatil rahatlığından bir anda ticari bir merkezde, şık ve takım elbiseli iş adamlarının içinde bulabilirsiniz kendinizi.

miami-florida-downtown miami-downtown

Bayside ise, Downtown Miami’nin ticari görüntüsünün hafiflediği eğlence bölgesi diyebiliriz. Oldukça turistik olan bölgede, hem çok lezzetli şeyler yiyebilir, hem de etraftaki mağazalardan alış veriş yapabilirsiniz. Tüm Miami’de olduğu gibi, burada da muhteşem deniz ürünleri yiyebilirsiniz. Benim ev sevdiğim yer, minicik şortları ve patenleri ile servis yapan garson kızların olduğu Hooters oldu. Özellikle gelen yengeçlerin tadı hala damağımda. Bubba Gump ise, bir diğer deniz mahsülleri restoranı. Aynı zamanda Forrest Gump’ın de çekildiği yer.

Bayside Marketplace’den kalkan tekne turları ile (Star Tour ya da Boat Tour of Biscayne Bay & Millionaire’s Row olarak da geçiyor), yıldız adalarına gidip, ünlülerin muhteşem malikanelerinin önünden bir gezi yapabilirsiniz. Dışardan da olsa bu şaayı görmenin bir çok turistin ilgisini çektiğini söylemeliyim.

miami-florida-amerika bayside-star-tour

Sezonuna denk gelirseniz, oraya kadar gitmişken mutlaka, American Airlanes Arena’da bir NBA maçına da gidin derim.

Downtown’da yer alan Wynwood Art District ise, grafitili sokakları ve onlarca sanat galeri, müze ve stüdyosu ile sanat severlerin uğrak noktası.

Downtown Miami’nin batısında kalan Little Havana, Küba’dan zamanında kaçanların yerleşip yaşadıkları bir Küba mahallesi. Bir çok kişinin ingilizce bile bilmediği mahallede, puro fabrikasını (Little Havana Cigar Factory) ziyaret edip, puro satın alabilirsiniz. Ancak çok da güvenli bir bölge değil.

Deniz, güneş, alışveriş,eğlence derken biraz da doğayla içiçe olmak isterseniz, Miami bu alternatifi de sunuyor. Everglades National Park, türü azalmakta olan Amerikan timsahi, Florida panteri gibi ilginç hayvanlara ev sahipliği yapıyor. Botlarla yapacağınız gezide, doğal ortamındaki timsahları yakından görme şansınız olur.

Biscayne National Park ise, mercan kayalıkları, denizaltı hayatı ve batık gemileri ile özellikle dalış yapanların tercihi.

Biraz da alışveriş derseniz, Design District şık butiklerle göz alıcı olabilir. Ama tüm markaları, daha ucuza almak isterseniz ki herkes ister, Dolphin Mall ya da Key West’e doğru Premium Outlets’de bir çok markayı oldukça ucuza bulma şansınız var.

MIAMI’YE KADAR GELMİŞKEN KOMŞULARI DA UNUTMAYIN

Buraya kadar gelmişken, vaktiniz varsa öncelikle Kuzey Amerika’nın en güney ucu olan Key West’e gidin. Arabayla yaklaşık üç saat süren yol, bir çok tropik ada ve nerdeyse New York’a kadar giden dümdüz bir yol ile oldukça keyifli bir sürüş alanı bence.

Bir diğer alternative ise, eğer fazladan bir kaç gününüz varsa, gemi turu ile mutlaka Bahamalar’a gidip, dünyanın en güzel yerlerinden birini görmeden gelmeyin.

Artık aradaki ambargonun nispeten kalkmasıyla Amerika kapılarını açtığı için Küba da, Miami’den oldukça ziyaretçi alacağa benziyor. Yaklaşık 180 dolar gibi fiyata uçakla ya da Miami Limanı’ndan kalkan gemilerle Havana’ya ulaşabilir ve Miami’deki minik mahallesindense kendisini gezebilirsiniz.

 

1 YORUM

CEVAP VER