İzmir’in batısında, yarımadanın ucunda yer alan şirin belde Urla, tarih boyunca misafir ettiği tüm kültürlerin etkilerini hala yaşatarak, zeytini, enginarı, bağları, şarapları, meşhur Ege otlarının eşsiz lezzetleriyle son yılların gözdesi. Biz de bu eşsiz toprakları ve lezzeti keşfetmek üzere bir hafta sonu Urla’ya rotamızı çeviriyoruz ve Sihirli Masal Evi bizi son derece güler yüzü ile karşılıyor.

27-29 Nisan tarihleri arasında 4. Uluslararası Enginar Festivali gerçekleşecek olan Urla’ya nasıl gidelim, nasıl gezelim derseniz, benim yaklaşık 48 saatte yaptığım rota ile farklı bir Urla öneririm. İzmir’e Türkiye’nin her yerinden uçuşlarla, otobüslerle ya da kendi arabanızla gelmek çok kolay. İzmir Urla arası ise yaklaşık 45 dakika.

Sihirli Masal Evi, işte İzmir’den tam 45 dakika uzaklıktaki, konaklamamı da yapacağımız ilk durağımız. Açıldığı günden bu güne, yaklaşık bir buçuk yıldır bu masal evinde çocuklara masallar anlatan Eylül bizi karşılıyor. Sadece dört duvar iken burayı alıp bir masal evine dönüştüren, Urla ve İzmir’de pek çok işe imzasını atmış Yıldız hanım ise, Dokuz Eylül Üniversitesi’nde Turizm İşletmeciliği Yüksek Lisansı’nı bitirdiği günden bu yana hiç durmamış. Yıllarca kongre turizminde hizmet vermiş ve otel işletmeciliği yapmış. Şu anda ise neredeyse altı işi aynı anda yürütüyor. Bir yandan da deneyimlerini ve bilgilerini Ege Ünivesitesi Turizm İşletmeciliği bölümünde gençlerle paylaşarak, bu yolda kendi gibi idealist öğrenciler yetiştiriyor.

Sihirli Masal Evi, mahallenin içinde eski bir Rum evinin baştan aşağıya yenilenerek gerçekten bir masala dönüşmesiyle açılmış. Her detay en ince ayrıntısına kadar düşünülmüş. Girişte sizi harika bir bahçe karşılıyor. Güneşli günlerde keyifli kahvaltılar için ideal. Bizim şansımız hava konusunda pek yaver gitmedi, bu yüzden kahvaltımızı içeride yaptık. İçerideki balkonda her masa, masalların içinden fırlamış bebek melek figürleriyle ve sihirli bir masal kitabıyla karşılıyor sizi…

Dünyanın her yanından getirilmiş objeler özenle sıralanmış. Bir taraftaki açık mutfağında, gerek çocuklara, gerekse büyüklere lezzetli kahvaltılar hazırlanıyor. Diğer yandaki büyük ekranda ise 3-7 yaş arası çocuklara masallar, 7 yaşından daha büyüklere ise hikayeler anlatılıyor ama biz de Yıldız Hanım’ın Peru-Brezilya gezisini fotoğrafları eşliğinde dinleyerek, bizim yaşa hitap eden masallardan nasibimizi almış olduk. Hikayeyi dinlerken buraya sadece çocukların değil, Küçük Prens’i seyrederken evlenme teklifi eden yetişkinlerin de geldiğini öğrendik.

Yukarıdaki iki oda ‘bir varmış’ ve ‘bir yokmuş’ isminde… İkisi de saten nevresim takımları, püsküllü havlularla ama en önemlisi ‘Sihirli evimize ve sihirli odamıza hoş geldiniz’ notu, badem şekerleri ve sihirli çikolatalar ile sizi karşılıyor.

Çinili minicik mavi balkonları ise, kahve keyfi yaparken Urla’yı size tepeden izlettiriyor. Hele sabah kuş sesleri içinde uyanmanın keyfini hiç anlatamam, balkona çıkıp soluduğum tertemiz hava ‘acaba buralara gelip yerleşsek mi?’ dedirtiyor bana…

Balkon keyfinin ardından kahvaltıya iniyoruz. Masada hoş bir süpriz karşılıyor bizi. Yumurtalarımız sevimli bir kurbağanın altına saklanmış ve her birimizin tek tek adı yazıyor kurbağanın elindeki minik kara tahtada… Küçük şeyler gibi gözükse de, detaylar kendini mutlu ve özel hissettiriyor insana..

Yıldız Hanım’ın hoş sohbeti ile beraber, Eylül’ün babaannesi ile birlikte yaptıkları yeşil zeytinler, yine Yıldız Hanım’ların çiftliğinden gelen meyvelerle yapılmış reçeller, meşhur İzmir boyozu gibi pek lezzetli ürünlerle kahvaltımıza devam ediyoruz. Bizi bekleyenler olduğunu bilmesek bütün gün burada sohbet devam eder gibi gözüküyor…

Kahvaltının ve sihirli çikolataların eşlik ettiği kahvelerin ardından, bahsettiğim Peru gezisini izliyoruz. Yıldız Hanım da bizim gibi seyahati çok seviyor ve her sene mutlaka uzak bir rota seçiyor kendine keşfetmek için. Kısa filmin sonunda bizi en çok etkileyen belki de, sosyal medyada ‘yılın selfiesi’ olarak geçen fotoğrafın birden karşımıza çıkması oluyor. Yıldız Hanım haklı, ‘para değil önemli olan, hayal edebilmek!’…

Haha gezilecek çok yer var. Bir gün önce, Mitera 1905, Ayerya Cafe ve Olivurla zeytinyağları, Malgaca Pazarı, TB Tasarım Kütüphanesi‘ni gezip, akşam yemeğimizi Lokanta Levan‘da yemiştik. Bugün ise, Urlice şarapçılık, Urla Şarapçılık ve Uzbaş Arbetorum ile Urla Bağ Yolu bizi bekliyor. Ardından Kuzgun‘da odun ateşinde pişmiş pizzalarla iki günlük bu hayal geziyi üzülerek sonlandırıyoruz. İçimden keşke ‘Binbir Gece Masalları’ olsaydı da, her gece devam etseydik bu keyifli yolculuğa diyorum…

Sohbet şahane, kahve bahane… 🙂

Sihirli Masal Evi, aynı zamanda benim yaptığım iki günlük Urla Bağ Yolu Turu‘nu oldukça uygun fiyata tur olarak da sunuyor. Ulaşım size ait olmak üzere, iki gün boyunca Sihirli ya da Mitera’da konaklama, sabah kahvaltıları, akşam yemeği, Urla Bağ yolu gezisi ve şarap tadımı sadece 625 tl.Derdi, tasayı bir kenara bırakıp, farklı bir Urla tanımak için kesinlikle kaçırmayın derim!

En önemlisi, Sihirli masal Evi’nin tüm geliri Ege Çağdaş Eğitim Vakfı‘na giderek öğrencilere burs sağlanıyor. Hem çocuklarınızı, hemde başka çocukları mutlu etmek için o halde daha ne bekliyorsunuz?

 

3 Yorumlar

  1. […] Sihirli Masal Evi, mahallenin içinde eski bir Rum evinin baştan aşağıya yenilenerek gerçekten bir masala dönüşmesiyle açılmış . Yukarıdaki iki oda ‘bir varmış’ ve ‘bir yokmuş’ isminde… İkisi de saten nevresim takımları, püsküllü havlularla ama en önemlisi ‘Sihirli evimize ve sihirli odamıza hoş geldiniz’ notu, badem şekerleri ve sihirli çikolatalar ile sizi karşılıyor. […]

  2. […] Sihirli Masal Evi ilk durağımızdı ve Urla’da ikinci rotamız Mehtap hanım’ın ‘Armatörler Sokağı’ ile ‘Balıkçılar Sokağı’ köşesindeki hikaye evi Mitera 1905. Girit kökenli bir ailenin torunu olarak İzmir’de dünyaya gelen Mehtap Hanım, aile öykülerini ‘Şimdi Evimdeyim’ isimli bir kitapta toplamış. Kitabındaki öyküleri ise Mitera’da hayat bulmuş. Böylece Mitera 1905, 112 yıllık bir Rum taş evinden, üç yıl süren restorasyon sonucu bir hikaye evine dönüşmüş. […]

CEVAP VER