Kapadokya denince ilk olarak akla peribacaları, balon turu ve sizi başka bir gezegendeymiş gibi hissettiren yeryüzü şekilleri gelir. Ama son Kapadokya ziyaretimde bir de şunu anladım: Bu eşsiz coğrafya aslında sadece doğasıyla değil, insanıyla da özel bir yer. Bence Kapadokya’nın yeni adı: Güzel İnsanlar Diyarı olmalı…

Kapadokya, 60 milyon yıl önce püsküren lavlarla şekillenen, olağanüstü bir yer. İlk tarihlerden bu yana insanlar, bu lavları oyarak, içlerine evler, kiliseler yaparak kendilerine yaşam alanı oluşturmuşlar.

Avanos, Ürgüp, Göreme, Akvadi, Uçhisar ve Ortahisar kaleleri, El Nazar Kilisesi, Aynalı Kilise, Güvercinlik Vadisi, Derinkuyu, Kaymaklı, Özkonak yeraltı şehirleri, Ihlara Vadisi, Selime Köyü, Çavuşin, Güllüdere Vadisi ve Paşabağ-Zelve bölgede ilk görülecek yerler arasında. Ama bunların da ötesinde daha az bilinen bir Kapadokya daha var. Gelin Pers dilinde ‘Güzel Atlar Diyarı’ anlamına gelen bölgenin gizli zenginliklerine birlikte göz atalım, güzel insanlarını tanıyalım.

GÜRCÜ HALKI İÇİN KUTSAL
Kapadokya’da bilinen 400’den fazla kilise var. Bir de pek bilinmeyen minik bir kilise. Adı Azize Nino Kilisesi. Bu ismin verilmesinin nedeni, Gürcistan‘da Hıristiyanlığı ilk yayan azize olan, adına heykeller diken Azize Nino’nun Ürgüp ilçesinin Ortahisar bölgesinde doğduğunun ve yaşadığının ileri sürülmesi. Hatta yaşadığı düşünülen evin içindeki küçük kilise, şimdilerde Gürcü halkı için çok kutsal. Gürcistan Kültür ve Anıtları Koruma Bakanı Mikheil Giorgadze de kiliseyi görmek için Kapadokya’ya gelmiş.

SÜRPRİZLİ BUTİK OTELLER
Azize Nino Kilisesi, Ürgüp’te Ortahisar bölgesinde bulunuyor. Ortahisar Kalesi manzarasına da sahip kilisenin hemen yanıbaşında da birbirinden güzel butik oteller bulunuyor. Bu otellerde kalanlar kuş sesleri arasında huzur buluyor.

Mahzen Queens Hotel, Mahzen Cave Hotel ve Hezen Otel kaliteli hizmetleri, güleryüzlü personeli ile kendinizi evinizde hissettiriyor. Mağaralardan oyularak yapılan otellerin her odası bir sürprizle dolu.

Kiminin içinde havuz var, kimisinin tepesinde doğal pencere bulunuyor. Hezen Otelin sahibi Murat Bey ile yaptığımız sohbet sırasında kendisinin meşhur ‘Eşekli Kütüphaneci‘ Mustafa Gülergöz’ün oğlu olduğunu öğreniyorum.

EŞEKLİ KÜTÜPHANECİ


Eşekli kütüphaneci ismiyle ün salan kitap aşığı Mustafa Güzelgöz, 1943 yılında Ürgüp Tahsin Ağa Kütüphanesi’ne kütüphaneci olarak atanmış. O dönemde devlet memurluğu pek kıymetli ama Mustafa beyin sevinci kursağında kalmış.

Çünkü kütüphaneye gelen giden hiç kimse yokmuş. 23 yaşındaki genç memur bu durumu kabullenememiş ve “İnsanlar gelmiyorsa ben onlara giderim” demiş. Bir eşek almış. 200 kitabın sığacağı büyüklükte de iki sandık yaptırmış. Sonra sandıkları eşeğe yükleyip köy köy gezmeye başlamış, Kısa zamanda halk, kütüphanecinin yolunu gözler hale gelmiş.

Güzelgöz’ün girişimleri bununla da sınırlı kalmamış. Kütüphaneye kadınların gelmediğini görünce Zenith ve Singer markalarına birer mektup yazmış. “Bana dikiş makinesi yollayın, firmanızın adını kütüphanenin girişine yazayım” demiş.

Zenith dokuz tane, Singer bir tane dikiş makinesi yollamış. Salıları gerçekleşen kadın gününde dikiş için makine sırası bekleyen kadınların eline sıkılmasınlar diye okumaları için kitap vermiş. Okuma alışkanlığını böyle yerleştirmiş.

Kendini aydınlanmaya adamış eşekli kütüphaneci, halı tezgahları, futbol takımları, kooperatifler kurmuş; köy hamamları inşa etmiş. Oğlu Murat, henüz 7-8 yaşlarında iken babasıyla beraber köy köy dolaşır, eski bir film makinesiyle köylerde eğitim için filmler oynatırmış.

SANAT SÜRPRİZİ
Kapadokya gezimin bir diğer sürprizi de peribacalarının eteklerinde bir sanat ve kültür merkezi ile karşılaşmak oldu. Kapadokya Sanat ve Kültür Merkezi, Uçhisar’da 14 yıl otel olarak hizmet veren bir işletmenin, sahibi olan Erhan Bey’in gönüllü çalışmasının sonucu ortaya çıkmış.

Merkez, bölgeye ve hatta Türkiye’ye büyük bir armağan olmuş. Ziyaretçilerden ne girişte, ne de içeride hiçbir ücretin alınmadığı sanat merkezi, günümüz çağdaş eserlerinin yanında, tarihi eserler açısından da zengin, Sarıpınar aile koleksiyonuna ait yerli ve yabancı 24 sanatçının 100’e yakın eseri sergilenmekte.

Hiçbir kâr amacı gütmeyen merkezin tek amacı bu eşsiz coğrafyaya kültürel bir yatırım yapabilmek, UNESCO tarafından kültür mirası olarak belirlenen peri bacalarını koruyabilmek, gelecek kuşaklara taşıyabilmek.

KADIN ELİ DEĞEN LEZZETLER
Kapadokya’daki Uçhisar Kadıneli Restoran, müthiş bir sosyal projenin eseri olarak ortaya çıkmış. Bölgede yaşayan kadınlar, kaybolan lezzetlerimizi yeniden canlandırmayı amaçlarken hem kendi ekonomilerine katkı sağlamışlar hem de yöreye…

El açması mantıdan eriştelere, yufkalardan reçellere kadar pek çok lezzet, kadın eli değmesiyle üretilmeye başlanmış ve hem mağazada, hem de restoranda ziyaretçilere satışa sunulmuş. Kaybolan lezzetler geri gelirken, bir yandan da 60 yaşında yufka açan Ayşe Teyze gibi pek çok kadınımız iş sahibi olmuş ve hayata güvenleri artmış.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.