İzlanda seyahatimizde ilk gün Reykjavik’ten kuzeye doğru çıkarak Kirkjufell dağını ve şelalesini görmüştük. Ertesi gün rotamızı tam tersine, güneye çevirdik ve İzlanda’nın simsiyah Rejnisfjara ve Dyrholaey plajlarına doğru yol aldık. Şimdi ise güney sahilindeki rotamıza devam ediyoruz ve istikamet Avrupa’nın en büyük, dünyanın ise üçüncü büyük buzullarından biri olan Vatna Buzulu yani Vatnajökull, onun erimesiyle oluşan Jökulsarlon buzul gölü ve kopan buz parçalarının sahilde elmaslar gibi parlamasından adını alan Diamond Beach yani Elmas Plajı!

Dağların Arasında Donmuş Dalgalar

Yönümüz Jökulsarlon buzul gölü ve Diamond Beach. Ama İzlanda’nın her yanı bir fotoğraf karesi. Yol üzerinde, küçük bir şelaleye rastladık. İzlanda’da 10 binden fazla şelale var. Buzulların çokluğu ve erimelerinin etkisiyle tabi ki her yerden su fışkırıyor. Küçük ve ince bir şelale olan Foss a Sidu bize hoş geldin dedi uzaktan… Biz de bir kare fotoğraf alıp ufak merhaba dedikten sonra buzullara doğru yola devam ettik.

Vatna buzuluna yaklaşırken görüntüler değişmeye başladı. Dağların arasında sanki dalgalar sıkışıp, olduğu gibi donmuş kalmış. Uzaktan turkuaz renkli görünen buzullar gerçekten etkileyici. Ama işin gerçeğini bilince insanı için sızlıyor tabi!

Şimdi üzerinden yol olarak geçtiğimiz bu yerlerin hiç biri yokmuş yüz yıl önce. Buzullar okyanusa kadar geliyormuş. Ne yazık ki küresel ısınmanın etkisiyle şimdi sahilden iki kilometre kadar içerde!

Aynı zamanda ısınmanın etkisiyle eriyen buzullar bir de göl yaratmış. Jökulsarlon buzul gölü bugün oldukça turistik. Hatta buzulların arasında bot turları da yapılıyor. Ama bunların hepsi erimenin sonucu ve belki de 50 yıl sonra buzullardan geriye pek de bir şey kalmayacak.

Küresel ısınma elbette sadece İzlanda’nın değil tüm dünyanın kaderini etkileyecek. İklimler değişecek. Belki kar yerine yağmur yağacak. Pek çok yer sular altında kalacak. Maalesef bitki örtüsü değişecek. Ve sonuçta dünyamız da şekil değiştirecek!

İzlanda’nın Büyük Bir Kısmını Kaplayan VatnaJökull Milli Parkı

Vatnajökull Milli Parkı Haziran 2008’de kurulmuş ve gittikçe daha fazla alanı kapsayacak şekilde yavaşça büyümüş. Park, şimdi ülkenin % 14’nü yani 14 bin kilometrekarelik bir alanı kaplıyor. Kapladığı alan ile Avrupa’nın en büyük ikinci milli parkı.

Milli Park’ta en çok ziyaret edilen yerlerinden biri, Breidamerkurjökull’un dibinde bulunan Jökulsarlon buzul gölü. Göl, Vatna buzullarının hızla erimesiyle 80 yıl önce oluşmuş. Maalesef bugün buzul günden güne eriyerek küçülürken, sonucunda göl daha da büyüyor.

Göl, 190 metreye varan derinlikte erimiş su ile dolu. Büyük buzdağları parçalanıp daha küçülerek Atlantik okyanusuna açılmadan önce gölde yüzüyor; daha sonra ise okyanusa açılan küçük bir nehirle Atlantik’e varıyor.

Okyanusa varan bu buzul parçalarını ise dalgalar sahile geri yolluyor. Böylece simsiyah kumların üzerinde elmas parçaları gibi parlayan buzul parçacıkları plaja adını veriyor ve burası Diamond Beach yani Elmas Plajı olarak adlandırılıyor.

İzlanda’nın En Büyük Buzulu Vatnajökull

Buzullar İzlanda’nın yaklaşık %10’nu kaplıyor. Vatnajökull ise İzlanda’nın en büyük buzulu. Aynı zamanda Avrupa’nın da en büyük buzulu olan Vatnajökull’un derinliği 800 metre, büyüklüğü ise 8000 kilometrekare.

Vatnajökull’un hacmi 1930’larda zirveye ulaşmış ancak o zamandan beri sürekli bir düşüş süreci yaşanıyor. Küresel ısınmanın etkisiyle yükselen sıcaklık seviyesinden dolayı, Vatnajökull ortalama olarak geçtiğimiz 15 yıl boyunca yılda ortalama üç metre kalınlığında yükseklik kaybetmiş. Düşünürseniz bu korkunç bir rakam!

Buzul aslında Volkanları Gizliyor

Vatnajökull, Grimsvötn,Öræfajökull ve Bardarbunga olmak üzere ülkedeki en aktif volkanlardan bazılarını gizlemekte. Grimsvötn volkanının Mayıs 2011 yılındaki patlamasında binlerce uçuş iptal olmuştu. Ben de bu patlama sırasında Londra aktarmalı olarak Kanada’ya uçuyordum. Londra’ya indiğimizde patlama birkaç saat önce olmuştu ve küller yavaş yavaş tüm Avrupa’ya yayılıyordu.

Küllerin görüşü kapamasından ve motorlara zarar verebilme ihtimali olduğundan bütün uçuşlar iptal olmuştu. Havalimanında korkunç bir kaos vardı ve iki gün boyunca Londra’da mahsur kaldım. Tabi bu vesileyle ben de bu vakti değerlendirip bir Stonhenge gezisi yapma şansı buldum.

Bölgedeki volkanik aktivite yüzyıllar boyunca devam etmiş ve birçok jeolog beklenen patlamanın geciktiğine inanıyor. Hesaplamalar doğruysa, önümüzdeki yarım yüzyıl boyunca Vatnajökull için önemli volkanik aktivite gerçekleşecek. Daha önceki patlamalar gibi rüzgarlara bağlı olarak bu patlama, hava yolculuğu, tarım ve genel iklim açısından dünya çapında sonuçlara yol açabilir.

Küresel Isınmayı Unutursak Muhteşem Güzellikler Karşınızda

Jökulsarlon gölüne vardığımızda karşılaştığımız manzara muazzamdı. Mavinin ve kahverenginin çeşitli tonları, göl yüzeyine yansıyan buzulların görüntüleri, hafif sisli bir havanın verdiği gizemle birleşince ne bakmaya, ne de fotoğraf çekmeye doyamadım.

Göl kıyısı boyunca yürüyerek çeşitli açılardan ve tepelerden buzulların fotoğrafını çektim ama her kare bana erimeyi ve gelecek endişesini hatırlattı ne yazık ki…

Bu arada göl, fok balıklarının da en sık görüldüğü yermiş. Biz rastlayamadık, belki siz görürsünüz…

Buzul Görüntüleri Film Yapımcılarının Yine Dikkatini Çekmiş

İzlanda’nın pek çok yerinde olduğu gibi buzullar da elbette filmcilerin dikkatini çekmiş. Yine Game of Thrones dizisinin pek çok sahnesinde buzul görüntüleri var. Ancak bunun dışında 1985 yılında çekilen James Bond: A View to A Kill, Batman Begins, Lara Croft: Tomb Raider ve bir başka James Bond filmi Die Another Day filmlerine sahne olmuş buzul görüntüleri…

Buzulların Hemen Karşısı Diamond Beach

Gölün yanındaki nehri takip ederseniz hemen karşı kıyısı, yürüme mesafesi beş dakika ile Diamond Beach. Daha önce de belirttiğim gibi buzullardan kopan ve okyanusa açılan parçaları Atlantik geri veriyor kıyıya… Bizim şansımıza hava biraz kapalıydı. Ancak açık havalarda, özellikle de gün doğumu ya da batımı gibi saatlerde muazzam görüntüler çıkıyor ortaya…

Sahil boylu boyunca turkuaz renkli buzul parçaları ile kaplı. Simsiyah lav kumsalının üzerinde çok farklı bir görüntü. Ellerinde fotoğraf makinası, gerek tripodlu, gerek selfie yapanlarla dolu sahil…

Ancak Reynisfjara gibi sinsi olmasa da, buradaki dalgalar da hiç beklemediğiniz anda oldukça uzaklara kadar gelebiliyor. Dalgaların yarattığı tehlike kendisinden ziyade buzulları bir anda denize geri alması.

Özellikle buzulların üzerine çıkıp poz vermeye çalışanlar bir anda gelen dalgayla kendisini buzul üzerinde, Atlantik’in ortasında bulabilir. Nitekim biz döndükten üç gün sonra bir kadının bu şekilde çıkan haberi bütün dünyada yankılandı.

Diğer yandan oldukça masum duran buzdağlarının kenarları tahmin etmeyeceğiniz şekilde keskin olabilir ve tırmanma sırasında kesikler oluşabilir. Bu yüzden en güzeli buz parçacıklarını ve dalgaları uzaktan sevmek… (desem de yaptım mı bir sorun 🙂 )

Vatna Buzullarını izleyebilmek ve Diamond Beach’te çekimler yapmak gerçekten son derece keyifliydi… Belki güneşli günlerde bir kere daha gitme şansım olur. İşte bu güzel günü özeti Youtube videomda… Keyifli izlemeler… 🙂

Diamond Beach Fotoğraf Çekimi Nasıl Yapılır?

İzlanda’da en keyif aldığım yerlerden biri Diamond Beach oldu. Tripodu açıp dalgaların gelmesini beklemek, bir yandan dalgalar geri giderken acaba tripodumu ve makinamı da alır mı diye heyecanla beklemek benim için çok eğlenceliydi.

Yanımda farklı ülkelerden gelmiş birkaç fotoğrafçıyla beraber sevdiğimiz buzul parçalarının önüne konuşlandık. Dalgaların ne zaman ne kadar geleceği hiç belli değil. Hiç ummadığınız, yavaş yavaş gelen bir dalga aniden dizlerine kadar yükselebiliyor ki birkaç defa bunu yaşadım.

Ne yazık ki Oya lensini değiştirirken çantasını bir buzulun üstüne koymuş ve aniden gelen dalga buzulu okyanusa sürükleyince çantası da beraberinde gitmiş.  Yere düşen çanta ve içindekileri İzlandalı bir bayan kurtardı ama çantadaki lensin ıslanmasını engelleyemedik. İşte bu yüzden özellikle çok çok dikkatli olmak gerekiyor!

Gelelim burada nasıl fotoğraf çekilir kısmına… Aslında bu dalga fotoğrafı çekme tekniği, yani uzun pozlama… Güneş doğarken veya günbatımında; gelgit yüksek olduğunda burada olmayı çok isterdim tabi ama bizim olduğumuz saatler de gitgide güzelleşti.

Öncelikle dediğim gibi güzel buz parçacıklarını bulmak önemli. Çünkü konu mankeni onlar! Kristal berraklığında ve mavi olanları bulmak en iyisi. İşin püf noktası onlara yakın durmak ve dikkatlice dalganın ortasında kalmak. Burada su geçirmez pantolon ve ayakkabınız olsa iyi olur. Sahilde dururken ve dalgaların size çarpmasına izin verirken dikkatli olmalısınız, kameranızı korumanız ve düşmeyeceğinizden emin olmanız gerekir – tuzlu ıslak kamera sonsuza dek harabe olur ki Oya’nın ki böyle oldu… 🙁

Teknik olarak:

  • Muhakka tripod kullanmalısınız.
  • Dalga gelirken ve uzaklaşırken 2-3 saniye çekim yapmalısınız.
  • Mutlaka ND filtreniz olması lazım, kaliteli bir ND filtre her zaman iyidir. En az 6 stop olanlarından.

Eğer güneş varsa onunla oynamak çok eğlenceli olacağı gibi harika sonuçlar ortaya çıkarır.

Güneşi buzul parçalarının arkasına alarak rengini değiştirebilir ve kristalsi görüntüler yakalayabilirsiniz. Eğer güneş varsa diyaframı f / 22 olarak ayarlayın. Güneşin bir kısmını dışarıda bırakırsanız yıldız şeklinde bir parlama elde ederseniz.

Görsel internetten alınmıştır.

Eğer bizim gibi güneşsiz bir havaya denk gelirseniz elbette photoshopla da bu düzeltmeleri yapabilirsiniz. Bugün özellikle instagramda kullanılan pek çok fotoğraf photoshop eseri. Bu da elbette ayrı bir sanat. Ben göstermek için birkaç deneme yaptım ama tercihim doğallıktan yana… 🙂

Diamond Beach bence dünyada benzersiz bir yer ve siyah volkanik bir plajda yüzen buzulların fotoğrafını çekmeye çalışmak çok eğlenceli. Fazla ıslanmamaya ve makinanıza zarar vermemeye çalışarak keyfini çıkarın…

Vatnajökull Yakınlarında Görülecek Diğer Yerler

Bizim vaktimiz yetmediği için civardaki yerlere gidemedik. Buzul yürüyüşleri ve buz mağaraları Vatnajökul Milli Parkı’ndaki popüler aktiviteler. Bu yüzden birçok tur seçeneği mevcut. Size rehberlik etmesi açısından notlarımdan bazı bilgileri paylaşmak istedim.

Buz Mağarası –Buzul olur da mağarası olmaz mı? Çeşitli zorluk derecelerine göre rehberli turlar yapılan buz mağarası bir sonraki gidişim için muhakkak listemde… Turlar, Skaftafell ziyaretçi merkezinden ya da Reykjavik’ten organize edilebiliyor.

Buzul etrafı – Skaftafell, Vatnajökull buzulunun hemen güneyinde bulunan ateş ve buzun sürekli etkileşimi sonucu oluşmuş bir koruma alanı. Eskiden kendi başına bir milli parkmış ancak 2008’den beri Vatnajökull Milli Parkı’na dahil edilmiş. Bölgenin kendisi kumla buzul arasında sıkışmış bir vaha ve ülkenin en eşsiz doğal güzelliklerinden bazılarını içeriyor.

Svartifoss – Büyük siyah bazalt sütunlarla çevrili dev şelale Svartifoss özellikle fotoğraf tutkunları için olmazsa olmaz.

Laki Volkanı –200 sene önce tarihin en büyük patlamaların birine sebep olan Laki volkanına günlük otobüs turları var.

Diğer İzlanda yazılarım için aşağıdaki linkleri tıklayabilirsiniz:

 

1 YORUM

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.