Tarih ve deniz için Küba’ya gelen turistlerin gözde şehirleri arasında Trinidad da bulunuyor. 1988 yılında UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ne alınan şehri ziyaret edenler dans ve müziğe doyuyor.

Dünyanın en çok görülmek istenen ülkeleri arasında ilk sıralarda yer alıyor Küba. Neredeyse 60 yıla yakın bir süredir, kendi yarattığı dünyada içine kapanarak kendi kurallarıyla yaşayan ada turizmle birlikte kapılarını yavaş yavaş dış dünyaya açıyor.
Yakın zamana kadar adanın dışında neler olup bittiğinden bihaber olan halk, şimdilerde parklardan internete bağlanarak sosyalleşmenin peşinde…

Tarih, deniz, şehir gezileri için Küba’ya gelen turistlerin gözde noktası olan Trinidad 1514 yılında Diego Velazquez tarafından kurulmuş ve 1988 yılında UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ne alınmış.

Şehir, köle ve şeker ticareti ile zenginleştiği 18. ve 19. yüzyıldan bu yana pek değişmemiş. Pastel renklerle boyalı koloniyel evleri, motorlu araç trafiğine kapalı parke taşlı sokakları, restoranları, kafeleri ile fotoğrafçılar için sonsuz kareler vaat ediyor. At arabaları bu sokakların olağan görüntüsü.

Trinidad’daki evler genelde avlulu. Dışarıdan görünüşleri farklı ancak avludan girince bambaşka bir dünya karşılıyor sizi. Küçük bir kapıdan kocaman bir dünyaya geçiş gibi…
Aynı zamanda gece hayatı Afro-Kübalı topluluklar sayesinde çok renkli; dans ve müzik burada! Trinidad’ı keşfetmenin en güzel yolu, her zaman olduğu gibi dar sokaklarda dolaşıp kaybolarak günlük hayatı izlemek.

HAREKETLİ MEYDANLAR SANAT GALERİSİ EVLER
Mayor Meydanı (Plaza Mayor): 1812-1892 yılları arasında kurulmuş. Şehrin en büyük meydanı ve etrafı göz alıcı malikanelerle çevrili. Gündüz de gece de, en hareketli yer burası. Özellikle akşamları meydandan müzik sesleri yükseldiği için oldukça kalabalık.
Kutsal Teslis Kilisesi (Iglesia Parroquial de la Santisima Trinidad) Mayor Meydanı’nda yer alıyor. 1892’de ilk bölge kilisesinin yerine inşa edilen kilise Trinidad’ta ilk görülecek yerlerden. 1895 yılında İspanyol askerleri tarafından garnizon olarak değerlendirilmiş.

Romantik Müze (Mueso Romantico): Giriş ücreti 2 CUC olan müze, bir zamanlar bir konta aitmiş. Mermer zemini, dekoratif seramikleri ve kemerli pencereleriyle dikkat çeken bu malikanede, hem konta ait hem de diğer malikanelerden toplanmış antikalar sergileniyor.

Plazuela de Jigüe: Adını akasya ağacından alır. 1514’te Peder Bartoleme de las Casa tarafından yönetilen şehirdeki ilk ayin, akasya ağacının altında yapılmış.
Yerel Tarih Müzesi (Museo Municipal de Historia): Küba’nın tarihini, devrim sonrası mücadeleyi anlatan fotoğraf ve belgeler sergileniyor.

Museo Nacional de la Lucha Contra Bandidos: Pastel sarı renkli kulesi, 1986 yılında müzeye dönüştürülmüş binada, fotoğraflar, haritalar gibi objeler sergilenmekte. Kulenin iki yüz yıllık çatısından tüm Trinidad manzarası görülüyor. Giriş ücreti ise 1 CUC.

Casa de Aldeman Ortiz: 19. yüzyıl başlarından kalma malikanede Plaza Mayor’a bakan bir balkon ve bir sanat galerisi bulunuyor.
Iglesia de Santa Ana: Tarihi merkezin kuzeydoğu köşesindeki Iglesia de Santa Ana, hapishaneden dönüştürülen hareketli bir kültür merkezinin de bulunduğu küçük bir meydanda yer alıyor.

Casa Templo de Santeria Yemaya: Burada, Afrika- Küba dini Santeria hakkında bilgi edinebilirsiniz.

Casa de los Conspiradores: Bu zarif ev, günümüzde sanat galerisi olarak kullanılıyor.

PAZARLIK ETMEYİ UNUTMAYIN

  • Maceo’da puro fabrikası var ama atölyeye ziyaretçi kabul edilmiyor ve çekim yapmak yasak. Bu yüzden, elle puro sarımı yapan dükkanlara girin. Rica ettiğinizde size şov yapıyorlar, çekim de yapabilirsiniz.
  • Plaza Mayor’da hediyelik eşya satan dükkanlarda tahta biblolar, dantel işler hatta yağlıboya tablolar bulabilirsiniz. Her şey için pazarlık edin.
    Parkta oturup, sokak müzisyenlerini dinleyin.
  • Trinidad’ın plajları meşhur. Özellikle şehre 16 kilometre uzakta yer alan Playa Ancon dalış meraklılarının tercihi.
  • Kübalı gibi olmak için otostop yapın, kamyonun arkasına kurulun. Bir Kübalının evinde (Casa Particular) kalın ve lokaller gibi sokaktan yemek yiyin.
  • Casa de la travo’larda dans edin. Her şehirde olan ve çoğunlukla ‘son’ müziği çalan bu geleneksel dans mekanları, hem Kübalılar hem de ziyaretçiler için vazgeçilmez eğlence mekanı. Buralarda geçici olarak kente gelen müzisyenler yer alıyor. Günün her saatinde dans ve müzik var.
  • Cumbancha’larda eğlenin. Kulüplere parası yetmeyenler, herkese açık olan bu sokak partilerine katılabilirler. Yanınızda eşiniz bile olsa sıcakkanlı ve flörtöz bir Kübalı tarafından dansa kaldırılabilirsiniz.
  • Coppelia’da dondurma yiyin. Kübalılar dondurmayı çok seviyor.
  • Casa de la cultura’larda dans öğrenin. Hemen her şehirde var olan bu kültür merkezleri, yeni arkadaşlar edinmek ve birkaç dans figürü öğrenmek isteyenler için ideal.
  • Kübalılar çok nazikler. Onlar için ‘lütfen’, ‘teşekkür ederim’ gibi nezaket cümleleri çok önemli, unutmayın.
  • Bir yere girdiğinizde, her Kübalı gibi selam verin. Birbirlerine genelde ‘companero’ (yoldaş) olarak hitap ediyorlar.

FATOŞ PUR Turizm Haberleri

Sabah Gazetesi Tatil Eki
Giriş Tarihi: 25.6.2017

Yazı için: http://www.sabah.com.tr/turizm/2017/06/25/trinidad-sokaklarinda-kaybolmak

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.